Menorca Açıklarında 800 Yıllık Sır: Denizin Altındaki Üç Gemi
Okuduğumda gerçekten nefesimi tuttum. Sizinle paylaşmak istediğim şey, birkaç hafta önce arkeoloji dünyasını sarsan bir keşif: İspanya'nın Balearik Adaları'ndan Menorca'nın turkuaz sularının altında, neredeyse sekiz yüzyıl boyunca sessiz sedasız yatan üç antik gemi kalıntısı.
Gemiler, Cala en Busquets olarak adlandırılan antik limanın yakınında bulunmuş. Modern Ciutadella kentine oldukça yakın bir konumda, yani yüzyıllardır kimse bu bölgeye pek fazla ilgi göstermemiş.
Bir Savaş Sahnesi, Zaman İçinde Dondurulmuş
Balearik Adaları'nın bugünkü turist cenneti görünümü, tarihte hiç de barışçıl geçmemiş. 13. yüzyılda bölge, Müslüman güçlerle genişleyen Hristiyan krallıkları arasında amansız bir iktidar mücadelesine sahne olmuş.
1229'da Aragon Kralı James, Mayorka'yı fethetmiş. 1235'te sıra Ibıza'ya gelmiş. Ve torunu Alfonso, 1287'de Menorca'yı ele geçirerek işi tamamlamış. Görüyorsunuz, bu ailecek nesiller boyu uğraşmış.
Cala en Busquets yakınlarındaki üç geminin 1240'lı yıllarda battığı düşünülüyor. Üstelik hepsi aynı dönemde, muhtemelen kısa aralıklarla batmış. Bunun sebebi muhtemelen "rissagas" dediğimiz olağandışı doğa olayları. Deprem kaynaklı tsunamilerden farklı olarak, rissagas ani atmosfer basıncı değişimleriyle tetikleniyor ve inanılmaz yıkıcı dalgalar oluşturuyor. Görünen o ki bu denizciler için doğa, herhangi bir düşman gemisinden çok daha tehlikeli olmuş.
Neden Bu kadar İyi Korunmuşlar?
İşte beni gerçekten şaşırtan kısım: Sekiz yüz yıl su altında kalmış bu gemiler, inanılmaz durumda. Bunun iki nedeni var.
İlki, 13. yüzyılda tüccarların kil amphoralar yerine ahşap fıçılara geçmeye başlaması. Bu neden önemli? Hazine avcıları deniz tabanında metal yüklü amphora aramak için mıknatıs kullanır. Ama fıçılar ahşaptan yapılıyor ve doğal olarak çürüyor. Yani korsanlar ve yağmacılar bu gemilerin tam üstünden geçip gitmiş, hiçbir şey bulamayınca aramayı bırakmış.
İkincisi, Menorca'nın modern liman altyapısı adanın doğusuna kurulmuş. Batıdaki bu küçük koy—bazen "Sırlar Koyu" diye de anılıyor—yüzyıllar boyunca dokunulmadan kalmış.
Asırlar sonra yapılan coğrafi tercihlerin bu keşfi kurtardığını düşününce insan şaşırıyor.
Herkesi Heyecanlandıran Buluntu
Gelelim asıl habere. Müslüman ve Hristiyan eserlerle dolu bu batıklarda, arkeologlar "on yılın eseri" dedikleri bir şey bulmuş: encolpium.
Küçük, kutsal bir kutu veya röliker. Yüksek rütbeli din adamlarının boyunlarına taktığı, içinde değerli bir şeyler taşıyan bir tür madalyon. Kemik parçası mı? Kutsal yazılar içeren parşömen mi? Kutsal bir eşyadan kumaş parçası mı?
Açıkçası, henüz kimse bilmiyor.
Eser şu an Menorca Müzesi'nde dikkatlice tuzluluktan arındırılıyor. Bu süreç aylar alacak. Menorca Batık Gemiler Projesi'nden arkeolog Xavier Aguelo Mas, durumu şöyle özetliyor: "Kemik mi? Parşömen mi? Bilmiyoruz. Hâlâ çözülmeyi bekleyen bir hikâye... Bu küçücük koy, bu su altı müzesi, daha çok şey anlatacak."
İçinde ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyoruz.
Neden Önemli?
Bu keşfin değeri sadece encolpium'da değil. Müslüman ve Hristiyan uygarlıklarının aynı gemilerde, belki ticaret yaparak veya birlikte seyahat ederek varlık gösterdiğini görüyoruz. Üç gemi, sekiz yüzyıl öncesinden bugüne ulaşmış bir anı, ders kitaplarının basit kategorilere indirdiği karmaşık bir dönemin kanıtı.
Detaylı bulgular 2027'de yayınlanacakmış. Ama arada güncelleme gelir umarım. Menorca'daki bir müzede, sekiz yüzyıl su altında kalmış küçücük kutsal bir nesne, yavaşça hayata döndürülüyor.
Bazen en büyük hikâyeler henüz tarih kitaplarında yok. Denizin dibinde, sabırla bekliyor.