Durun Bir Dakika, Bu Kayanın İçinde Antik Bir Timsah mı Var?
Açıkçası bu haberi sizinle paylaşmam gerekiyor. Çünkü karşıma çıkan bilim hikayeleri arasında beni gerçek anlamda şaşırtan nadidelerden biri bu.
İşin özü şu: İspanya'daki araştırmacılar eski bir fosil üzerinde çalışırken ultraviyole ışık tutunca inanılmaz bir şey keşfetti. 125 milyon yıldır bu kayanın içinde duran şey, bir timsah akrabasının korunmuş derisi, yumuşak dokuları ve muhtemelen renk desenleriydi.
Etkileyici değil mi?
Montsecosuchus depereti ile Tanşın
Bu küçük canlı Kretase döneminde yaşamış, yani yaklaşık 125 milyon yıl önce. Ünlü T. rex'ten bile 60 milyon yıl önce. Fosil İspanya'nın kuzeydoğusunda, Katalonya bölgesinde bulunmuş ve bir asırdan fazla bir süredir Barcelona'daki bir müzede duruyormuş.
Ama mesele şu: Şimdiye kadar kimse bu fosile gerçek anlamda dikkatli bakmamış. Uzunluğu sadece 50 santimetre kadar — bir yenidoğan insanın boyu kadar yani. Günümüz timsahlarıyla kıyaslayınca epey küçük kalıyor bu.
Bu küçük timsah, bir kıyı gölünün yakınında ölmüş ve çok ince çökeltiler içinde korunmuş. Zamanla bu çökeltiler kireçtaşına dönüşmüş.
Böyle fosilleri çılgınca detaylı şekilde koruyan siteler biliyorsunuzdur. İşte Pedrera de Meià da o tür yerlerden biri. Hatta şimdi UNESCO Jeoparkı olarak koruma altında — paleontoloji açısından o kadar özel bir alan ki.
Ultraviyole Işığın Büyüsü
Peki ne değişti? Bu timsahın derisi hakkında neden şimdiye kadar bir şey bilmiyorduk?
Cevap ultraviyole ışıkta gizli.
Araştırmacılar Oscar Castillo ve Jesús Serrano bu ünlü kireçtaşı yataklarından gelen fosilleri kataloglamaya başlayınca, küçük timsahı ultraviyole ışık altında incelemeye karar vermişler. İşte o anda büyü gerçekleşmiş.
Ultraviyole ışık farklı malzemeleri farklı şekillerde parlatıyor. Fosilleşmiş dokular çevredeki kayadan farklı tepki veriyor — tıpkı bazı posterlerin sadece özel ışık altında gizli görüntüler ortaya çıkarması gibi. Böylece tamamen görünmez olan detaylar birdenbire kristal berraklığında ortaya çıkmış.
Castillo'nun dediği gibi: "Ultraviyole ışık, aksi takdirde kayada tamamen gizli kalacak detayları görmemizi sağlıyor." Ve gerçekten, bu muhteşem değil mi? Fosil yıllarca orada oturup sırlarını sakladı, ta ki doğru ışık türü onları ortaya çıkarana kadar.
Ne Bulmuşlar
Nereden başlasam bilemiyorum. Ekip, bu türde daha önce hiç görülmemiş yumuşak doku detaylarını belgelemiş.
İlk olarak deri: Vücut boyunca epidermis pullarının tüm desenini haritalandırmışlar. Ve şu var — pulların şekli ve boyutu vücudun neresinde olduklarına göre değişiyormuş. Bu, modern timsahlarla benzerlik taşıyor; onların da farklı bölgelerde farklı pul desenleri var. Ayrıca şunu keşfetmişler: Günümüz timsahlarının aksine, bu antik akrabada kuyruk boyunca uzanan yüksek bir yüzgeç yokmuş.
Sonra duyusal yapılar: İşte burası gerçekten ilginç hale geliyor. Araştırmacılar pulların içinde küçük yapılar bulmuşlar, özellikle boyun, bacaklar ve vücudun yan taraflarında. Yaşayan timsahlarda benzer organlar dokunmayı, su basıncını, sıcaklık değişimlerini ve hatta kimyasal sinyalleri algılayabiliyor. 125 milyon yıllık bir hayvan için epey karmaşık bir sistem.
Ama ilginç olan şu: Montsecosuchus'ta bu muhtemel duyusal organlar sadece vücudun kenarlarındaki küçük pullarda görülüyor. Modern timsahlarda ise bu yapılar deri boyunca çok daha geniş alanlara yayılmış durumda. Bu da şu anlama geliyor: Belki bu duyusal yapılar önce localized bölgelerde evrimleşmiş, sonra daha sonraki türlerde tüm vücuda yayılmış.
Solunum sistemi: Göğüs bölgesinde kıkırdak yapıları da bulmuşlar. Yani bu küçük timsahın epey gelişmiş bir nefes alma sistemi varmış — günümüz timsahlarıyla ortak özellikler taşıyan bir sistem.
Araştırmacıların belirttiğine göre: "Bu özellikler, ilkel bir hayvan olmasına rağmen yarı-sual yaşamına çoktan iyi adapte olduğunu gösteriyor." Mantıklı, değil mi? Göllerde ve nehirlerde pusuya yatan biriyseniz, verimli nefes alabilmeniz şart.
Kuyruğundaki Şeritler
Ama tartışmasız en çarpıcı keşif kuyrukla ilgili olanı.
Ultraviyole ışık altında araştırmacılar kuyruktaki pullarda alternatif açık ve koyu bantlar fark etmişler. Bu bantlar neredeyse zebra şeritleri gibi görünüyormuş. Ekip bunların hayvanın orijinal renklenmesinin korunmuş kalıntıları olabileceğini düşünüyor — esasında 125 milyon yıllık pigment desenleri.
Eğer haklıysalar, bu timsah familyasının tamamındaki renklenmeyle ilgili bilinen en eski kanıt olacak. Bu epey önemli bir şey.
Peki gerçekten ne renkti? Bunu kimse bilmiyor kesin olarak. Ama bir araştırmacı muhtemelen modern türlerden çok farklı olmadığını, onların da çeşitli renk desenleri gösterdiğini söylemiş.
Bu şeritlerin ne işe yaradığını düşünüyorlar? Araştırmacılar bunların kamufaj bozucu desenler olabileceğini savunuyor — hayvanın siluetini parçalayan ve çevresine karışmasını sağlayan desenler. Zebra çizgilerinin otlar arasında tek tek hayvanları seçmeyi zorlaştırması gibi bir şey. Aynı mantık.
Küçük bir timsahın avına sinsice yaklaşmaya veya o antik göllerde başkasının avı olmaktan kaçınmaya çalıştığı dönemlerde işe yarayacak bir özellikmiş bu.
Neden Önemli
İşte beni bu hikayeyle gerçekten heyecanlandıran nokta: yumuşak doku korunmasından bahsediyoruz.
Yumuşak dokular — deri, organlar, kıkırdak — inanılmaz kırılgan yapıdalar. Bir hayvan öldükten hemen sonra çürümeye başlarlar. 125 milyon yıl boyunca fosil kayıtlarında hayatta kalmaları için koşulların mükemmel olması gerekiyor. Bu nadir görülen bir şey. Gerçekten, gerçekten nadir.
Çoğu zaman fosiller sadece sert kısımları koruyor — kemikler ve dişler. Yumuşak doku bulguları paleontolojide piyango kazanmaya benzer. Her biri bu hayvanların gerçekten nasıl yaşadıklarına, nefes aldıklarına dair küçük bir pencere.
İspanya'dan gelen bu küçük fosil artık o nadir pencerelerden biri. Ve bize gösterdiği şu: Antik timsah akrabaları, düşünebileceğimizden çok daha karmaşık ve gelişmiş yapıdalarmış.
Düşününce oldukça çılgın bir hikaye, değil mi? Bir göl çökeltilerinde tesadüfen korunan küçücük bir timsah, bir asır boyunca müze koleksiyonunda göz ardı edilen, sonra doğru ışık altında — pul pul, şerit şerit — sonunda ortaya çıkan bir timsah.
Bilim gerçekten büyüleyici.
Kaynak: ScienceDaily