4500 Yıllık Sır: Taş Duvarların Altındaki Gizemli Ağ
Düşünsene: MÖ 2500'lerde, bugünkü İç Moğolistan'da yaşıyorsun. Etrafında kalın taş duvarlar, sağlam kapılar, savunma çukurları var. O dönem için oldukça yaygın bir manzara, değil mi?
Ama işin ilginç kısmı burada başlıyor.
Tüm bu yapının altında, birileri tüneller kazmış. Tek tünel değil, altı tane. Bir ağaçın kökleri gibi toprağın içine yayılan, birbirine bağlı geçitler bunlar. Bazı yerlerde 6 metreyi aşan derinliklere iniyorlar. Ve en çarpıcı yanı: Duvarların içinde kalmıyorlar, şehrin dışına kadar uzanıyorlar.
Bu bilgiyi okuduğumda ben de bir an duraksadım, açıkçası.
Houchengzui Taş Şehri
Yerleşim yeri Houchengzui olarak adlandırılmış ve kuzey Çin'de yıllardır duruyormuş. Arkeologlar yüzeydeki üç katmanlı düzeni biliyorlardı: iç kale, dış şehir ve korumalı kapı bölgeleri. Tek başına bile etkileyici bir mühendislik örneği.
Ama kimse altında ne olduğunu tahmin etmemiş.
Bu yeraltı geçitleri, üstlerindeki şehrin dairesel planını takip ediyor. Bir bisiklet tekerleğinin teller gibi merkezden dışarıya uzanıyorlar. Yükseklikleri yaklaşık 1.8 metre, genişlikleri 1.2 metre kadar. Bir insanın erzak taşıyarak geçebileceği ama tek bir gardiyanın savunabileceği bir alan. "İlkel" dediğimiz insanlar için oldukça hesapçı bir tasarım, kabul etmek lazım.
Bir de şu var: Bazı geçitler doğrudan kayaya oyulmuş. Yumuşak toprak değil, taş. Üstelik değişik şekillerde, bazen daralan genişleyen yapılar. Kimi yerde duvarlar dümdüz, kimi yerde basamaklar var. Rastgele kazılmamış yani, baya bir planlı bir iş.
Niye Bu Kadar Uğraşmışlar?
İşte burası beni gerçekten düşündürüyor.
Araştırmacılar bu tünellerin iki temel işlev gördüğünü düşünüyor. Birincisi askeri. Proje lideri Sun Jinsong'un belirttiğine göre, en az bir geçit iç savunma bölgesinden şehir dışına kadar uzanıyor. Kuşatma durumunda, düşman surlara odaklanırken erzak ve takviye güçler görünmeden hareket edebilirdi. Savaş stratejisi açısından oldukça zekice.
İkincisi ise ekonomik. Bu geçitler sayesinde tüccarlar veya halk, değerli yüklerini yüzeye çıkarmadan şehir içinde taşıyabilirdi. Soygunculara, yağmacılara karşı güvenli bir yol. Mantıklı, değil mi?
Cevapsız Sorular
Peki şu soru hâlâ havada: Neden bu kadar emek ve kaynak harcanmış?
Şehrin yüzölçümü yaklaşık 140 hektarmış. Küçük değil, dev de değil. Bu boyuttaki bir yerleşimin bu denli kapsamlı bir yeraltı altyapısına yatırım yapması, ya çok belirli ve bilinen bir tehdide karşı hazırlık ya da arkeolojik kayıtlarda başka iz bırakmamış genel bir çatışma ortamı olduğunu düşündürüyor.
Belirli bir düşmana mı karşı hazırlanmışlar? Banditlere karşı mı korunmuşlar? Yoksa henüz keşfedilmemiş bir şeye mi hazırlıklıymışlar?
Bu sorulara cevap, bu insanlarla birlikte toprağın altında kalmış. Ve bence tam da bu yüzden arkeoloji bu kadar çekici. Her cevap onlarca yeni soru doğuruyor.
Düşündürdükleri
Şöyle bir şey var: Bu tür keşifler, Neolitik dönem toplumları hakkındaki düşüncelerimizi sorgulatıyor. Genellikle eski insanları daha basit, çözümleri daha kısa vadeli hayal ediyoruz. Oysa Houchengzui, bu toplulukların senaryoları önceden düşündüğünü, olasılıklara hazırlandığını gösteriyor.
Bu arada, bu bize o kadar da yabancı değil aslında. Bugün hâlâ sığınaklar yapıyoruz, yedek sistemler kuruyoruz, felaketlere karşı planlar yapıyoruz. Belki insan doğası sandığımızdan daha az değişti.
Konuyu takip etmeye devam edeceğim. Bu tünellerde başka bir şey bulunursa, ilk sizinle paylaşırım.
Kaynak: Popular Mechanics