Hafızamız Var Mı Yok Mu? Fiziğin En Rahatsız Edici Sorusu
Eğer Her Şey Yanılsama Olsaydı?
Yarın sabah uyandığınızda hiç kimse "Hafızaların sahte, hepsi illüzyon" dese ne hissedersiniz? Çocukluğunuz, dün yediğiniz kahvaltı, geçen hafta söylediğiniz utanç verici şey—hepsi hiç yaşanmamış olsa? Beyin probleminden değil, fizik kanunlarının kendisinin yanılsama tercih ediyor olmasından dolayı?
Kulağa çılgınca geliyor, biliyorum. Ama "Boltzmann beyni" diye bir fikir var ve fizikte çalışan insanlar hala bunu gözden geçiryorlar çünkü gerçeğin doğasıyla ilgili ciddi sorular kaldırıyor.
Fizik Nasıl Kendi Çöpü Yarattı?
Fiziğin temel kurallarından biri termodinamiğin ikinci kanunu. Basitçe söylemek gerekirse: evren zamanla daha karışık hale geliyor. Yatak odanız gibi düşünün—temizlemeseniz gittikçe dağılır gider. İşte bu sayede zamanı tek yön görebiliyoruz: düzenli geçmişten kaotik geleceğe.
Ludwig Boltzmann bu olayın arkasında yatan matematiki nedeni buldu. Tüm sır olasılık ve istatistikte. Ne kadar karmaşık ve dağınık bir şey varsa, kendini o kadar çok şekilde düzenleyebilir. Yani kargaşalık daha olası, tamam mı?
Ama işte kâbusu başlatan çift: denklemlere iyi bakarsanız, zamanın hangi yöne gitmesi gerektiğini umursamıyor. Matematik hem ileri hem geri gitmekten eşit derecede mutlu. Bu da bir tuzak kapısı açıyor.
Evrende Olasılık Oyunu
Eğer rastgelelik saf şansla karmaşıklık yaratabildiyse ve evren muazzam bir zaman diliminde her türlü biçimde kendini düzenleyebilmişse, istatistiksel olarak bakınca: Sizin tam olarak bu hafızaların ve düşüncelerin rastgele var olması, gerçekten yaşanan olayların sonucu olmaktan daha mı olasıdır?
Bir maymun yazı makinesi tutsunsa ve sonsuz zaman geçerse, Shakespeare yazabilir mi? Hayır, ama eğer yeterince uzun beklersek, evren sizin beyninizdeki atomların tam o düzenini tesadüfen yaratabilir—ama hiç biri olmamış gibi, sadece hafızaları ile birlikte.
İşte bu "Boltzmann beyni". Ürkütücü çünkü diyor ki biz gözlemciler rastgele dalgalanmaların ürünü olmalıyız, gerçek tarihten değil. Belki hepimiz kozmik bir fantezi içinde yaşıyoruz.
Sessiz Kalan Varsayımlar
David Wolpert, Carlo Rovelli ve Jordan Scharnhorst isimli üç fizikçi bu soruna başka açıdan baktı. Sorunu çözmek yerine neden fizikçiler hep birbirini çürütmeye çalışıyor diye sordu.
Buldukları şey ilginç: hafıza, entropi ve zaman hakkındaki tartışmaların çoğu, insanların bilmeden kabullendiği varsayımlara dayanıyor. Her fizikçi analizi nereden başlatacağı veya hangi anları sabit tutacağı konusunda farklı karar veriyor ve bu değişiklikler sonuçları tamamen değiştiriyor.
Mesela "evim temiz mi?" sorusunun cevabı tamamen ne zaman gözlemeye başladığınıza ve "temiz"in ne olduğuna bağlıdır.
Daire Çizen Mantık
En önemli kısmı burası geldi. Araştırmacılar "entropi varsayımı" diye bir şey tanımladı. Bilim insanları geçmiş hakkındaki varsayımları kullanarak hafıza kanıtlıyor, sonra da aynı sonucu kullanarak eski varsayımlarını haklı çıkarıyorlar. Matematiğin altında saklı dairesel mantık.
Perde arkasını göstererek, bu gizli varsayımların nasıl çalıştığını açıklayarak, Boltzmann beynini çözmüyorlar. Bunun yerine daha temiz bir çerçeve kuruluyor. "İşte yapmanız gereken varsayımlar. İşte fizikçilerin anlaşamadığı yerler. İşte neden?" diyorlar.
Peki Hafızam Gerçek mi Değil mi?
Dürüst cevap: henüz bilmiyoruz. Ve araştırmaya göre, bilmememizin kısmi sebebi soruyu sorduğumuzda neyi varsaydığımız konusunda net olamamamız.
Bu sorun fizik, felsefe ve matematiğin karışım noktasında oturuyor. Doğa kanunları ile bu kanunları nasıl yorumladığımız birbiriyle çatışıyor. Araştırmacılar sorunu çözdüklerini iddia etmiyorlar. Daha akıllı bir konuşma yapılmasını mümkün hale getiriyorlar.
Gerçek Hayata Etkisi
Yarın bu konuda ne değişecek? Muhtemelen hiçbir şey. Hafızanıza güvenmeyi, planlar yapmayı bırakmayacaksınız. Ama bu tür temel sorular önemli çünkü saf matematik ile fiziksel gerçeklik arasındaki köprüyü anlamamıza yardım ediyor. Tüm derin gizemler işte orada saklanıyor.
Boltzmann beyni bize hatırlatıyor ki, gerçeklik hakkında en açık göz görünen varsayımlar bile dikkatli inceleme gerektiriyor. Tuhaf, rahatsız edici ve fiziği sonsuz derecede ilginç yapan şey işte budur.