Bir Denizaltının Kayboluşu
Şöyle düşün: 1968'in Mayıs sonu. Soğuk Savaş en yoğun döneminde. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki gerilim suyun altında kaynıyor—kelime oyunu değil, gerçekten kaynıyor. USS Scorpion, yani Skacjac sınıfı nükleer taarruz denizaltısı, görevde. Bu sıradan bir denizaltı değil. O zamana kadar Amerika'nın ürettiği en hızlı, en gelişmiş denizaltılardan biri. Sualtında 33 deniz mili hızla, neredeyse görünmeden hareket edebiliyor. Gövdesi gizlilik için tasarlanmış, damla formunda.
Yaklaşık 99 mürettebat. Genç denizciler, deneyimli subaylar—hepsi ordunun en zorlu ve tehlikeli işlerinden birini gönüllü olarak seçmiş insanlar. Denizaltı hizmetine girerken işin kolay olacağını düşünen kimse yok.
Son Temas
Kesin olan şu: 21 Mayıs 1968'de Scorpion konumunu bildirdi. Azorlar'ın güneybatısından yaklaşık 250 mil uzakta, Atlantik'in ortasında duran Portekiz adaları. Denizaltı gizli bir görevdeydi; bir Sovyet donanma grubunu takip ediyordu. Donanma, Sovyetlerin NATO akustik imzalarını ölçtüğünden şüpheleniyordu. Sualtında birinin radar ekipmanını fotoğraflamaya çalışması gibi bir şey bu.
Kontrol merkeziyle görüştü, 27 Mayıs'a kadar döneceğini söyledi. Bu kadar basit.
Ama Scorpion bir daha asla haberleşmedi.
Arama Çalışması (Artık Çok Geç)
24 Mayıs'a gelindiğinde Donanma üst kademesi ciddi bir sorun olduğunu anlamıştı. Denizaltı şifreli mesajlara cevap vermiyordu—denizaltılar hangi koşulda olursa olsun bu mesajları kabul etmek için eğitilir. 27'sinde resmen kayıp ilan edildi. O gün Atlantik filodaki her amiralin içinin nasıl eridiğini hayal edebilirsin.
İşte işlerin tuhaflaştığı yer: Donanmanın sualtı dinleme sistemi SOSUS, aslında Scorpion'un ezilme derinliğini aşarak gövdesinin çökme sesini kaydetmişti. Ama kimse zamanında fark etmedi. Veriler yeterince hızlı işlenmedi. Sesin ne anlama geldiğini anlayan olduğunda, Scorpion ve içindeki 99 insan deniz tabanına çökmüştü bile.
enkazı Ekim 1968'de bulundu. Azorlar'ın güneybatısından yaklaşık 400 mil uzakta, 11.000 fit derinlikte yatıyordu. İki nükleer silah vardı içinde. Nükleer reaktör de öyle. Hiçbiri hiçbir zaman çıkarılamadı.
Ne Oldu? Kuramlar
İşte burası hem sinir bozucu hem büyüleyici. Donanma bir soruşturma kurulu oluşturdu ama kesin bir sonuca varamadı. Resmi olarak Scorpion'un kaybı "çözülmemiş" olarak kaldı. Ama bu, insanların kuram üretmesini engellemedi.
Trol Kuramı
En sık dillendirilen açıklama bir torpil kazası. Özellikle bazı uzmanlar "sıcak çalışma" senaryosuna inanıyor—kabus gibi bir durum. Torpil henüz tüpteyken aktif hale geliyor. Silahın motoru ateşleniyor ve birden canlı bir torpil kendi gövdenize doğru bakıyor.
Böyle bir şey yaşansaydı, mürettebatın saniyeleri vardı. Belgelenmiş bir müdahale yöntemi, denizaltıyı çevirip torpilin güvenlik mekanizmasını tetiklemeye çalışmaktı. İlginç bir detay: Scorpion kaybolmadan önce beklenen rotadan dönmüş olarak rapor edilmişti. Uykularını kaçıran türden bir ipucu bu.
Çöp Atık Ünitesi Kuramı
Bir diğer popüler kuram denizaltının çöp atık ünitesine odaklanıyor—TDU. Biliyorum, "çöp atık" sıradan geliyor ama bir denizaltıda sıradan sistemler bile kritik hale gelebilir. TDU, mürettebatın sualtındayken atıkları denize boşaltmasını sağlıyordu. Sorun şu: bazı denizaltılar, Scorpion dahil, bu sistemden kaynaklanan su baskını sorunları yaşamıştı.
İşte korkutucu kısım: Arızalı bir TDU'dan yeterince deniz suyu girerse, bu su devasa kurşun-asit batarya bankasına ulaşabilir. Bataryalar ve deniz suyu iyi karışmaz. Kısa devre, bir kıvılcım, belki bataryaların gaz salmasından kaynaklanan bir hidrojen patlaması... ve birden büyük bir iç felaketle uğraşıyorsunuz. Ve unutmayın, hidrojen renksiz ve kokusuz—kapalı basınç gövdesinde tıkayan bir bombadır.
Batarya Kuyusu Kuramı
Hidrojen konusuna gelince, batarya kaynaklı bir açıklama daha var. Denizaltı bataryaları şarj sırasında hidrojen gazı üretir. Bir denizaltının kapalı alanında bu gaz tehlikeli seviyelere birikebilir. Bir kıvılcım—küçücük, önemsiz görünen bir kıvılcım—ve patlama. İç patlama o kapalı alanda yıkıcı olurdu.
Eksik Parçalar
İşte deniz tarihçilerini ve araştırmacıları gerçekten rahatsız eden şey: Belki kamuoyunun hâlâ bilmediği bilgiler var. Son yıllarda Ed Offley gibi yazarlar, resmi anlatının önemli detayları atladığını öne sürdü. Soğuk Savaş doruğındaydı ve hem ABD hem Sovyetler Birliği'nin bazı bilgileri sınıflandırma için nedenleri vardı.
Sovyetlerin bir rolü olabilir mi? O istihbarat toplama görevi sırasında bilmediğimiz bir şey mi oldu? Bu sorular denizin dibindeki gölgeler gibi dolaşıyor.
Bu Gizem Neden Hâlâ Peşimizde
USS Scorpion hikâyesini özellikle ürkütücü bulmamın nedeni, kaybın ve gizemin pek çok katmanı bir arada taşıması. Eve hiç dönmeyen 99 adam var; geride hiç kapanış yaşayamayan aileler bıraktılar. Teknolojik bir gizem var—ileri bir denizaltının, nükleer yüküyle birlikte, asla tam açıklanamayan kaybı. Ve Soğuk Savaş'ın büyük bağlamı var; gizliliğin neredeyse her şeyden önce tutulduğu bir dönem.
Mars'a keşif araçları gönderdiğimiz, insan genomunu haritaladığımız bir çağda yaşıyoruz ama kendi okyanuslarımızda hâlâ açıklayamadığımız yerler var. Scorpion sonsuz karanlıkta, belki asla tam olarak çözemeyeceğimiz sırları tutan çelik bir mezar olarak yatıyor.
Belki de en rahatsız edici kısım bu. Bir denizaltıyı kaybetmiş olmamız değil—neden kaybettiğimizi hâlâ bilmiyor olmamız. Ve o 99 mürettebatın aileleri için, bu belirsizlik asla iyileşmiyor.