Ay'da Yaşam Var mı? Aslında Biraz Var!
Şimdi şöyle düşün: bir astronotsun ve ilk Ay seferin için hazırlanıyorsun. Elbiseni giydin, eğitimlerini aldın, her şeye hazırsın. Ama muhtemelen aklına bile gelmemiş bir şey var — sadece var olduğun için yanında yaklaşık bir milyon bakteri taşıyorsun. Santimetrekare başına.
Neyse, o sayıyı çok kurcalamayalım.
Gölgelerin Olduğu Yerler
Araştırmacılar Ay'ın güney kutbunu incelemiş. Buradaki aydınlanma koşulları gerçekten ilginç — Ay neredeyse hiç eğik değil, yani Güneş orada ufka paralel hareket ediyor gibi. Bu da demek ki çukurlar, krater kenarları, çatlaklar devamlı gölgede kalıyor. Bu gölgelik bölgeler aşırı soğuk, belki su buzu barındırıyor olabilir ve radyasyondan koruyabilir.
Bu gölgelik alanlarda bazı Dünya mikropları teknik olarak en az bir gün canlı kalabilirmiş. "Canlı kalma" derken kastettiğimiz üreme ya da gelişme değil, daha çok hayatta kalma moduna geçmek. Ama yine de etkileyici.
Sağ Kalanlar
Araştırmacılar rastgele tahmin yürütmemiş. Uzay uçuşlarında hayatta kalmayı başarmış organizmaları incelemişler.
Öne çıkanlardan biri Aspergillus niger — yani banyonuzda havalandırma açmayı unuttuğunuzda ortaya çıkan küf. Astronotlar bu mantarı Uluslararası Uzay İstasyonu'nda toplamış ve daha önceki deneylerde istasyonun dışında, uzay boşluğunda hayatta kalabildiğini görmüşler.
NASA Johnson Uzay Merkezi'nden jeomikrobiyolog Dr. Aaron Regberg kendini şaşırdığını itiraf etmiş. Vakumda tamamen kuruyacaklarını beklemiş. Ama öyle olmamış. Bazı mikroplar beklenenden çok daha dirençli çıkmış — "aşırı ortam seven" (extremophile) olarak sınıflandırılmasalar bile.
Beni en çok şu kısım heyecanlandırıyor: özel olarak evrimleşmiş organizmalardan bahsetmiyoruz. Bildiğimiz Dünya mikropları bunlar. Yanlış zamanda yanlış yerde olup ölmeyi reddetmişler.
Neden Önemli?
İşte asıl mesele burada.
Eğer bir bölgeye kendi mikroplarımızı bulaştırırsak, orada her zaman var olan şeylerle (Ay'ın jeolojik yapısı gibi) bizim getirdiğimiz şeyleri ayırt etmemiz neredeyse imkansız hale gelir. Bu, Mars'ta yaşam arayışı başladığında büyük sorun olacak.
Dr. Andrew Needham'ın dediği gibi: "Gitmeden önce orada ne olduğunu anlamamız lazım. Mars'ta Dünya dışı yaşam aradığımızda, bulduğumuz şeyin bizimle gelen bakteriler olmadığından emin olmalıyız."
Düşünün: yıllarca ve milyarlarca dolara mal olan bir Mars görevi, sonunda "uzaylı yaşam"ın aslında burnunuzda taşıdığınız bakteriler olduğunu keşfetmek. Bu pek hoş olmaz.
Bir Fırsat mı?
Araştırmacılar bunu sadece sorun olarak görmüyor. Dr. Prabal Saxena ve ekibi Ay'ı doğal bir laboratuvar olarak kullanma fırsatı görüyor. Güney kutbundaki gölgeli bölgeler, Dünya'da tam olarak kopyası yapılamayacak koşulları test etmek için ideal olabilir. Birkaç günlük yolculuk mesafesinde, neredeyse imkansız koşullar doğal olarak mevcut.
Saxena'nın dediği güzel: "İnsanız ve doğal kaşifleriz. Bu durum bazı bilim insanları gibi beni de tedirgin ediyor. Ama aynı zamanda kusurlu bir durumu kullanışlı bir deneye çevirme fırsatı veriyor."
Bu bakış açısını sevdim. Evet, gittiğimiz her yeri kontamine ediyoruz. Evet, bu bilimsel açıdan can sıkıcı. Ama en azından bundan bir şey öğrenebiliriz.
Sonuç
Kadırgöz uzay araçlarını sterilize edebiliyoruz — 200 dereceden fazla ısıtıp her şeyi öldürüyoruz. Ama insanlarla yapılan görevlerde bu mümkün değil. İnsanlar mikropla dolu canlılar ve bu gerçek değişmeyecek.
İyi haber: bilim insanları bu konuyu Ay'da kalıcı üs kurmadan önce düşünüyor. Baz çizgileri belirliyor, nerelerde hayatta kalınabileceğini takip ediyor, insan parmak izlerini Ay biliminden ayırmanın yollarını bulmaya çalışıyorlar.
Bence bu durumda bir güzellik var. Kırılgan insanlar kendilerini boşluğa fırlatıyor, yanında milyonlarca mikroskobik yolcu getiriyorlar. Ve bu küçük hayatta kalanlar, donmuş Ay gölgelerinde bir gün tutunarak yaşamın bir yolunu bulduğunu kanıtlıyor olabilir.
Ay belki en misafirperver yer değil, ama görünüşe göre mikroptan tamamen arınmış bir çöl de değil. Ve bu, yaşamın nereye kadar dayanabileceği hakkındaki düşüncelerimizi değiştiriyor.