Bilim ve Teknoloji Evreni
← Ana Sayfa
Aziz Augustinus Cadılardan Bahsetmiş! Kayıp Vaazları Bulundu

Aziz Augustinus Cadılardan Bahsetmiş! Kayıp Vaazları Bulundu

2026-06-29T05:30:20.430945+00:00

Augustin'den 1600 Yıl Sonra Gelen Sürpriz: Kayıp Vaazlar

İlk duyduğumda gerçekten kahkahayla güldüm. Augustin. İtiraflar'ın yazarı. Batı Hristiyanlığı'nın temellerini atan kilik babası. Ve meğer büyücülük hakkında da kafa yormuş.

Üstelik 16 asır sonra bu düşünceleri ilk kez okuma fırsatı buluyoruz.

Manastırda Bekleyen Sürpriz

Almanya'daki Würzburg Üniversitesi'nden araştırmacılar, Polonya'nın Pelplin kasabasındaki bir manastırda duran Latince bir el yazmasını inceliyordu. El yazmasında Augustin'e ait altı vaaz vardı — bu tür derlemelerde sıradan bir durum. Ama Latin bilimci Christian Tornau daha yakından bakınca, bu vaazlardan ikisinin modern akademinin hiç bilmediği eserler olduğunu gördü.

Düşünün: Yüzyıllarca herkesin gözü önünde saklanan bir belge ve kimse ne olduğunu fark etmemiş.

Endor Cadısı Çıkmazı

Peki bu yeni keşfedilen vaazlar ne hakkındaydı? Endor Cadısı — İncil'in Eski Ahit bölümünden, binlerce yıldır teologları uğraştıran bir hikaye.

Hikayeyi bilmeyenler için özetleyeyim: Kral Saul sıkışmış. Düşmanları toplanıyor. Tanrı'dan rehberlik istiyor... ve hiçbir şey olmuyor. Rüya yok, peygamber yok, ses yok. Sonra yasak bir şey yapıyor — ölülerle iletişim kuran (nekomansi) bir kadını buluyor ve ölmüş peygamber Samuel'in ruhunu çağırmasını istiyor.

Ve işe yarıyor. Samuel'in ruhu beliriyor ve Saul'e aslında mahkum olduğunu söylüyor.

İşte teolojik sorun burada: Tanrı neden bir büyücünün peygamberi çağırmasına izin versin? Ya Tanrı her şeye gücü yetmiyor değil (çünkü engel olamadı), ya da buna kendi iradesiyle izin verdi (ki bu da ayrı sorular doğuruyor).

Augustin tam da bu bilmecede kafa yormuş iki vaazında.

Augustin'in İki Olasılığı

Araştırmaya göre Augustin iki olasılık ortaya koymuş:

Birinci seçenek: Samuel'in ruhu gerçek değildi. Büyücü Saul'i kandırmak için bir çeşit illüzyon yarattı.

İkinci seçenek: Gerçekten Samuel'in ruhuydu, ama Tanrı Saul'i günahlarıyla yüzleştirmek için bu tek seferlik istisnayı özellikle izin verdi.

İşte önemli nokta — Augustin bir kazanan seçmedi. Her iki olasılığı da ortaya koydu ve dinleyicilerini bilmeceyle baş başa bıraktı. Bu oldukça modern bir yaklaşım değil mi? Kesin bir cevap vermek yerine, insanları sorularla boğuşmaya teşvik etti.

Tornau'ya göre bu açık uçlu üslup, vaazların gerçekten Augustin'e ait olduğunu doğruluyor. Bu, onun retorik tarzının karakteristik özelliğiymiş.

Tarihin İçinden Geçen Yolculuk

İşte burası biraz hüzünlü. Günümüzde elimizdeki el yazması 12. yüzyıldan tarihleniyor — bu olağandışı, çünkü Augustin'in eserlerinin çoğu kopyası daha erken dönemlerde, 8. veya 9. yüzyıllarda yapılmış.

Araştırmacılar orijinal versiyonun Almanya'daki Amelungsborn Manastırı'ndan gelmiş olabileceğini düşünüyor. Ama bu kütüphane 17. yüzyılda Otuz Yıl Savaşları'nda yok edilmiş.

Elimizdeki şey, yaklaşık 400 yıl önce kaybolmuş olabilecek bir şeyin kopyasının kopyası. Bu kayıtların ne kadar kırılgan olduğunun — ve ne kadar çok şeyi hâlâ kaybetmiş olabileceğimizin hatırlatıcısı.

Neden Önemli?

Biliyorum ne düşündüğünüzü. "Güzel hikaye ama büyücüler hakkında 1600 yıllık bir vaazla neden ilgileneyim?"

Mantıklı soru. Benim bakış açım şu: Augustin sıradan bir tarihi figür değil. İnanç, akıl, insan doğası ve Tanrı hakkındaki fikirleri hâlâ milyarlarca insanın din hakkında düşünme biçimini şekillendiriyor. İtiraflar kitabı literally (gerçekten) yazılmış ilk manevi biyografi.

Ve beni gerçekten heyecanlandıran şey bu: Bu kadar zaman geçtikten sonra hâlâ yeni şeyler keşfediyoruz. Hâlâ kayıp parçalar buluyoruz. Tarih kapanmış bir kitap değil — daha çok, birilerinin bodrum katında hâlâ el yazmaları bulduğu bir kütüphaneye benziyor.

Ayrıca dürüst olalım, bu sadece harika bir hikaye. Ortaçağ'dan kalma bir el yazması, Polonya'da bir manastır, Eski Ahit'ten bir cadı ve Hristiyanlığın en büyük düşünürlerinden birinin imkansızla boğuşması.

Sanırım Augustin bu ironiyi takdir ederdi. Tüm hayatını insan anlayışının ötesindeki sırları kavramaya çalışarak geçirdi. Ve şimdi, 1600 yıl sonra, hâlâ bizi şaşırtıyor.


Kaynak: Popular Mechanics

#st. augustine #archaeology #theology #ancient history #lost manuscripts #witch of endor #religious history #discoveries