Bağırsak Bakterileriniz Sizi Yemeğe Başlarsa?
Durup düşünmeni istiyorum bir an.
Bağırsaklarında yaşayan o trilyonlarca mikroskobik "kira"sız kiracın var ya — işte o küçük yaratıklar seni yemeye başlamış olabilir.
Evet, kulağa korkunç geliyor. Ama Princeton'dan gelen yeni araştırmaya göre, yeterli lif almadığında tam olarak bu oluyor.
Açlık Sorunu
Şöyle düşün: bağırsaklarında yaklaşık 38 trilyon bakteri yaşıyor şu an. Bu minik canlıların bir görevi var: yiyeceklerini sindirmene yardım etmek, bağışıklık sistemini desteklemek, işleri yolunda tutmak.
Ama bir sorun var — onların da yemeye ihtiyacı var.
Sen lif tükettiğinde (ki insan vücudu lifi kendi başına sindiremiyor), bağırsak bakterileri bu lifi yiyor ve ortaya spısa faydalı bileşikler çıkıyor. Güzel bir ortakyaşam ilişkisi. Sen yiyeceği veriyorsun, onlar da işin zor kısmını halledip sağlığına yarayan metabolitler üretiyor.
Sorun, lif alımı düştüğünde başlıyor. Açıkçası çoğumuz günlük lif hedeflerini tutturamıyoruz — beslenme uzmanlarının önerdiği miktarın çok altındayız.
Peki bağırsak bakterileri aç kaldığında ne oluyor? Araştırmaya göre başka yiyecek arayışına giriyorlar. Ve ne yazık ki, bağırsak duvarı onlara epey lezzetli geliyor.
İyi Bakteriler Kötüleşince
Araştırmacılar, Princeton'dan Jenna AbuSalim ve Joshua Rabinowitz liderliğinde ilginç bir şey keşfetmiş. Bağırsak bakterileri yeterli lif bulamadığında, bağırsak duvarını koruyan mukus tabakasını parçalamaya başlıyorlar.
Bu ciddi bir mesele. Çünkü bakteriler bu koruyucu tabakayı yediğinde, "zararlı fenoller" üretiyorlar. Kırmızı şarapta veya yaban mersininde bulunan iyi fenoller bunlar değil. Bunlar baş belası olanlar — kanser hastalarında kötü sonuçlarla, böbrek hastalarında sistemik toksisiteyle bağlantılı bileşikler.
Ama işin ilginç tarafı şu: araştırmacılar belirli bitki proteinlerinin bu dengeyi olumlu yönde değiştirebildiğini keşfetmiş. Bunlara "Prif" diyorlar — lif taklitçisi proteinler. İsim ilginç, değil mi?
Bu Prifler bitkilerde bulunuyor ve bağırsakta lif benzeri davranıyorlar. Aç bakterilere kendi bağırsaklarından başka bir şey yediriyorlar ve zararlı fenoller yerine faydalı olanların üretilmesini teşvik ediyorlar.
İyiler ve Kötüler
Araştırmacıların bulgularını özetleyeyim:
Faydalı fenoller (fenilpropiyonik asit ve hippurik asit), bakterilerin fenilalanin adı verilen bir amino asidi sindirmesiyle ortaya çıkıyor. Bunlar bağırsak sağlığı ve sağlıklı vücut ağırlığıyla bağlantılı.
Zararlı fenoller (p-krezol sülfat ve fenol sülfat) ise bakterilerin tirozin adlı amino asidi işlemesiyle üretiliyor. Bakteriler çaresiz kalıp bağırsak duvarını yemeye başladığında, bu kötü tiplerin üretimi artıyor.
Lif, bakterilere daha iyi seçenekler sunarak zararlı fenolleri azaltıyor. Prifler ise diyet proteinlerinin bağırsak mikrobiyomuna ulaşan miktarını artırarak, bakterilerin faydalı bileşikler üretmesi için yapı taşı sağlıyor.
Yani bağırsak mikrobiyomunun iştahını daha sağlıklı seçeneklere yönlendiriyorsun.
Sana Ne Faydası Var?
Açıkçası bu araştırma hem korkunç hem de garip bir şekilde rahatlatıcı buluyorum.
Korkunç tarafı, mikrobiyomla ilişkimizin sandığımızdan çok daha kırılgan olduğunu hatırlatması. Bu bakterileri sadece barındırmıyoruz — onlarla akşam yemeğinde ne yeneceği konusunda sürekli müzakere halindeyiz.
Rahatlatıcı tarafı ise çözümün oldukça basit olması: daha fazla bitki ye. Daha fazla lif, daha fazla ilginç Prif proteini, bağırsak bakterilerini tatmin edip de — şey — seni yeme iştahlarını azaltacak iyi şeyler.
Araştırmacılar gelecekte gıda ambalajlarında lif yanında Prif içeriğinin de listelenebileceğinden bahsediyor. "Daha fazla bitki ye" tavsiyesi hiç bu kadar tıbbi hissettirmemişti.
Bir dahaki sefere o ikinci pizza dilimini alacağın zaman, yanına biraz fasulye, tam tahıllı ürünler veya sebze de ekle. Bağırsak bakterilerin sana minnettar kalır. Ama daha önemlisi, bağırsak duvarın sana minnettar kalır.
Sıra sende, mikrobiyom.
Kaynak: ScienceDaily