Milan Metrosunda Batman: İlginç Bir Yardımseverlik Deneyi
Şimdi beni hem güldüren hem de derin düşündüren bir araştırmadan bahsetmek istiyorum.
Milanlı araştırmacılar bir soruyu merak ediyorlardı: İnsanlar neden bazen burnunun dibindeki yardım fırsatlarını görmezden geliyor? Kalabalık bir metroda ayakta duran hamile bir kadını düşünün. Herkes telefonuna bakıyor, kimse kalkıp yer vermiyor. Neden?
Bunu anlamak için galiba bugüne kadar duyduğum en tuhaf deneylerden birini tasarladılar.
Deney nasıl çalıştı?
Araştırmacılar Milan metrosuna 138 kez bindi. Her seferinde bir hamile kadın biniyordu araca. Bazı seferlerde sadece o biniyordu. Bazı seferlerde ise yanında... Batman vardı.
Evet, tam olarak okuduğunuz gibi. Cosplay kıyafetiyle Batman.
Sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Hamile kadın yalnız bindiğinde, yolculukların yalnızca yüzde 38'inde biri yerini veriyordu. Ama Batman de yanında geldiğinde bu oran yüzde 67'ye fırladı. Daha fazla değil, ikiye katlandı.
İşin ilginç kısmı şu: Araştırmacılar yerini veren kişilere Batman'i fark edip etmediklerini sordu. Yarısına yakını "hayır" dedi. Batman'i görmemişlerdi bile.
Peki ne oluyordu?
İki açıklama
Araştırmacıların iki teorisi var ve ikisi de bence mantıklı.
Birinci teori, Batman'in temsil ettiği şey üzerine. O sadece ilginç kıyafetli bir adam değil—bir sembol. Kolektif hayalimizde süper kahramanlar, sıradan insanların olağanüstü iyilik yapabileceği fikrini somutlaştırıyor. Batman'i görmek belki bu düşünceleri kısaca aktive etti ve insanları daha fazla kahraman gibi davranmaya yöneltti.
İkinci teori ise daha büyüleyici. Araştırmacılara göre Batman basitçe insanların otomatik pilotunu bozdu.
Toplu taşıma kullanırken nasıl davranıyorsunuz? Muhtemelen kendi dünyanızdasınız, telefonunuzu scroll ediyorsunuz, etrafınızdaki insanları barely fark ediyorsunuz. Bebeğiniz günlük yolculuklar için bir "rutin senaryo" oluşturmuş ve siz bunu otomatik olarak takip ediyorsunuz.
Ama sonra... Metroya Batman biniyor.
Bu o kadar beklenmedik, o kadar tuhaf ki tüm senaryoyu altüst ediyor. Aniden tetikesiniz. Etrafınıza gerçekten bakmaya başlıyorsunuz. Ve işte—üç duraktır fark etmediğiniz hamile kadın gözünüzün önünde.
Sokak performansı yapan birini veya bir sokak sanatı enstalasyonunu gördüğünüzde neden bir yabancıyla sohbet etmeye daha meyilli olduğunuzun da aynı açıklaması bu aslında. Yenilik bizi uyandırıyor.
Şehirler için ne anlama geliyor?
Araştırmacılar kentsel planlamacıların günlük hayata kasıtlı olarak "olumlu bozulmalar" ekleyebileceğini öne sürüyor. Beklenmedik yerlere koyulmuş kamu sanatı enstalasyonları olabilir bu, alışılmadık mimari detaylar olabilir, ya da belki... bilmiyorum, ara sıra süper kahraman kıyafetiyle dolaşan biri?
Bu fikirde hem komik hem de derin bir şeyler var.
Bize genellikle daha iyi insanlar olmak için kendimizi temelden değiştirmemiz gerektiği söylenir—daha iyi alışkanlıklar geliştirelim, daha güçlü irade edinelim, daha derin empati kuralım. Elbette bunların hepsi işe yarar. Ama belki cevap bazen daha basittir: sadece daha fazla dikkat etmemiz gerekir.
Etrafımız yardım isteyen insanlarla dolu. Hamile kadınlar. Yaşlılar. Ağır çantalarla mücadele edenler. Belki her gün bu fırsatların yanından geçip gidiyoruz, kötü insanlar olduğumuz için değil—otomatik pilotta olduğumuz için.
Metroyu bir Batman görmeye alışık hale getiremezsiniz (muhtemelen). Ama belki ders şudur: ara sıra telefonunuzdan başınızı kaldırın ve etrafınızdaki dünyayı gerçekten görün. Nelerle karşılaştığınıza şaşıracaksınız. Ve kim bilir, belki de bir an için gördüğünüz kahraman gibi davranmaya başlarsınız.
Kaynak: Popular Mechanics