Bilince Dair Çözülmemiş Soru
Beyin taraması yapabiliyoruz. Elektrik aktivitesini ölçebiliyoruz. Düşün dedikçe, hisset dedikçe hangi bölgelerin aktif olduğunu görebiliyoruz. Nöronların nasıl ateş açtığını, bunu yaptığında ne olduğunu açıklayabiliyoruz.
Ama bir soru sorulduğunda herkes sessiz kalıyor: tüm bu elektrik faaliyeti neden bir şey gibi hissettiriyor? Neden dünyayı sadece biyolojik süreçler olarak değil, kendi deneyiminiz olarak yaşıyorsunuz?
Ölçebileceğimiz fiziksel gerçekler ile gerçekten bir şeyi hissetme durumu arasındaki fark işte bu. Bilim insanları buna "zor problem" diyor ve açıkçası, on yıllardır başlarını ağrıtıyor.
Bilim Bildiğini Sandığı Gibi Değil
Uzun süre şu görüş hakimdi: bilinç beyinin yaptığı şey. Madde ve enerji. Hepsi bu. Düşünceleriniz, duygularınız, "ben" olma hissiniz karmaşık beyin faaliyetinden ibaret.
Sorun şu: beyin görüntüleme teknolojimiz ne kadar ileri giderse gitsin, bilinç nasıl nöronlardan ve kimyasallardan ortaya çıkıyor, bunu hala açıklayamıyoruz. Mekanikleri anlamakta ilerliyoruz. Ama asıl soru duruyor: bu fiziksel şeyler neden sizi siz yapan bir deneyim yaratıyor?
Kimse Çözmemiş Üç Büyük Sorun
Bilinç araştırmalarında öncü isimlerden nöroolog Christof Koch yakın zamanda neden mevcut açıklamaların yetersiz olduğunu ortaya koymaya çalıştı:
Açıklama Sorunu: Bilinç deneyimini beyin mekaniklerine indirgedemiyorsunuz. Ne kadar uğraşsanız da, bir şeyler arada kaybolup gidiyor.
Fiziğin Garip Tarafı: Modern fizik "gerçek" in ne olduğuna çelişkili sorular soruyor. Kuantum mekaniği evrenin düşündüğümüzden daha tuhaf olduğunu söylüyorsa, belki bilinç hakkında da yeniden düşünmeliyiz.
Açıklanamayan Deneyimler Ortadan Kalkmıyor: İnsanlar ölüme yakın deneyimler, mistik durumlar, olağandışı netlik anlarından bahsediyor. Bildiğimiz model buna sığmıyor. Bunları görmezden gelemeyiz.
Belki Yanlış Yoldan Gidiyoruz
Bilinç beyin tarafından yaratılıyor diye varsayalım. Ya da bilinç aslında gerçekliğin temel bir özelliği olsa? Tıpkı yerçekimi ya da elektromanyetik alanlar gibi?
Bu kulağa çok radikal gelmeyebilir. Koch ciddi bir şekilde panpsişizmi (bilinçin tüm maddenin içine dokulu olduğu fikri) ve Entegre Bilgi Teorisini inceliyor. Bunlar felsefecilerin yüzyıllardır tartıştığı eski fikirler aslında. Ama şimdi bunların gerçek olup olmadığını test etmeye yönelik ciddi bilimsel ilgi var.
Neden Önemli?
Beni en çok cezbeden şey şu: bu beyin karşıtı mistisizm değil. Koch nörosiyanı yanlış buluyor ya da beyin araştırmalarını göz ardı etmemiz gerekiyor demiyor. Diyor ki: "Bakın, beyni anlamakta inanılmaz ilerleme yaptık. Ama belki temel soru yanlış."
Bir TV'nin nasıl çalıştığını on yıldır incelemek gibi. Devreleri, pikselleri, elektrik akımlarını öğreniyorsunuz. Ama hiç sormuyorsunuz: sinyal taşıyan elektromanyetik dalgalar TV tarafından mı gönderiliyor, yoksa sadece onun aracılığıyla mı geçiyor? TV teknolojisinin her şeyini biliyorsunuz ama sistem hakkında bariz bir şeyi kaçırıyorsunuz.
Bundan Sonra Ne?
Heyecan verici olan kısım şu değil: bu bulduğumuz her şeyi çöp sepetine atmıyor. Heyecan verici olan: bilinçi potansiyel olarak temel bir şey olarak görmek, yeni araştırma yolları açıyor. Neden bilinçi beyin makinesinin içinde aradığımız sürece başarısız olduk, bunu açıklıyor. Çünkü belki yanlış yerde arıyoruz.
Bilinç sonunda beynin ürettiği bir şey mi, onun içinden geçen bir şey mi, yoksa tamamen başka bir şey mi olduğu fark etmeksizin, bunu çözmek yolculuğu, gerçekliği nasıl anladığımızı değiştirecek.
Ve bunu düşünmek gerçekten etkileyici.