Dil Beynin Düşünmesini Sağlıyor mu?
Şöyle bir düşün bakalım: İnsanlar yüzyıllardır düşünce üzerine tartışırken, hep şu fikir var sahnede — dil, sanki bir makine gibi düşüncenin arka planında çalışıyor. O parlak fikri duşta mı buldun? Aslında beynin bütün o süre boyunca kelimelerle kendine mırıldanıyordu. Birçok filozof ve bilim insanı şunu savunuyor: Dilsiz düşünce, aslında düşünce bile değil.
Ama bekle bir dakika. MIT'den yeni bir araştırma bu görüşün tamamen çöpe gidebileceğini gösteriyor.
Her Şeyi Alt Üst Eden Deney
Bir nörobilim ekibi şunu yapmış: İnmeyle (stroke) dil işleme bölgeleri neredeyse tamamen devre dışı kalmış iki kişi bulmuşlar. Bu insanlar dili anlamıyor ya da üretemiyormuş. Ciddi bir bozukluk.
Normalde birinin mantıksal akıl yürütüp yürütemediğini test etmek istediğinde, görevi kelimelerle açıklarsın. "Tamam, şu sayılara bak ve örüntüyü bul..." Ama burada bu işe yaramaz — ya da en azından sonuçları çarpıtır, çünkü açıklama本身 dil gerektirir.
Araştırmacılar yaratıcı olmuşlar. Sayılar ve şekillerle bulmacalar oluşturmuşlar. Sözlü yönerge yok. Sadece örüntüler. Örneğin, iki sayı listesi var, birini diğerine dönüştüren gizli kuralı bul. Ya da geometrik şekillerden oluşan bir ızgara var, bir parça eksik — hangi şekil örüntüyü tamamlar?
İşte beklenmedik kısım: Dil becerileri ciddi şekilde bozulmuş bu insanlar testi ezerek geçmişler. Dil merkezleri sağlam olan insanlarla aynı performansı göstermişler.
Bunun ne anlama geldiğini düşün. Gizli kurallar keşfedebiliyorlarmış, mantıksal çıkarımlar yapabiliyorlarmış, hatta neyi bulduklarını jestler ya da çizimlerle iletebiliyorlarmış. Ama kelimelerle açıklamaları istenince? İyi şans.
Bu Bize Düşünme Hakkında Ne Söylüyor?
Araştırmacılardan Hope Kean harika bir şekilde ifade ediyor: "Düşünmenin bazı yönleri var ki dilin sınırlılıklarının ötesine geçiyor gibi görünüyor."
Ve açıkçası, bu bakış açısını çok sevdim. Çünkü dil düşünmek için kullanışlı — düşüncelerini başkalarıyla paylaşmana, yazıya dökmenize, fikirleri nesiller boyunca geliştirmene olanak tanıyor. Ama kullanışlı olması zorunlu olduğu anlamına gelmiyor.
Düşün: Dil doğrusal. Kelimeleri peş peşe söylüyorsun. Ama mantıksal akıl yürütme çoğu zaman doğrusal değil. Karmaşık bir problemi çözerken, kafanda aynı anda birçok bilgi parçasını tutuyorsun, cümle biçiminde düzgünce sıralanmayan ilişkileri ve bağımlılıkları değerlendiriyorsun.
Bu araştırma, mantıksal düşünme söz konusu olduğunda ağır işi yapan tamamen farklı bir bilişsel sistemin var olduğunu öne sürüyor — buna "çoklu talep ağı" diyorlar. Bu ağ beynin dil bölgelerinde değil. Farklı bölgelere yayılmış ve karmaşık problem çözme sırasında aktive oluyor.
Neden Önemli (Ve Neden Heyecan Verici)
Bilmiyorum senin için ama ben bunu gerçekten heyecan verici buluyorum. Her zaman biliyorduk ki düşünmek bir iç diyalog gibi hissettiriyor — kafanda hayatını anlatan bir ses. Ve belki o ses önemli. Belki fikirleri dilde ifade etmek onları rafine etmemize, hataları yakalamamıza, başkalarıyla iletişim kurmamıza yardımcı oluyor.
Ama bu sözel işlemenin altında, kelimelere hiç ihtiyaç duymayan daha derin bir akıl yürütme motoru var. Bebeğın sofistike sembolik manipülasyon yapıyor, örüntüler keşfediyor, çıkarımlar yapıyor — hiç dil departmanına danışmadan.
Bunda neredeyse özgürleştirici bir şey var. Ya "sadece biliyorum" dediğin o his — cevabı biliyorsun ama nasıl bulduğunu açıklayamıyorsun. Belki beynin bu kelimesiz akıl yürütme sistemini kullanarak çözdü ve dil merkezlerin sadece kelimelere çevirmeye çalışıyor.
Ya da şu deneyimi yaşamışsındır: Saatlerce bir problem üzerinde uğraşıyorsun, bir yere varamıyorsun, sonra duş alırken çözüm aniden ortaya çıkıveriyor. Bazı araştırmacılar bu "sezgi" deneyiminin, bu sözel olmayan akıl yürütme sisteminin cevabını dil bölgelerine göndermesi ve onların olan biteni kelimelere dökmeye çalışmasıyla ilgili olabileceğini düşünüyor.
Büyük Sonuç
Bu araştırma dilin düşünme için önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Açık ki, dil iletişim için, başkalarından öğrenmek için, kültür ve bilgi inşa etmek için kritik. Ama kelimelerle düşünce arasındaki ilişkinin, çoğu zaman varsaydığımızdan çok daha karmaşık — ve çok daha ilginç — olduğunu gösteriyor.
Beyninde en az iki farklı bilgi işleme sistemi var: Biri dili işliyor, diğeri soyut akıl yürütmeyi yönetiyor. Etkileşiyorlar, birbirlerine yardımcı oluyorlar, ama bağımsız da çalışabiliyorlar.
Ve açıkçası? Bunun harika olduğunu düşünüyorum. Bir dahaki sefere akıl yürütmeni açıklamakta zorlanıyorsun, kendine fazla yüklenme. Kelimesiz akıl yürütme beynin zor kısmı halletti. Dil beynin sadece yetişmeye çalışıyor.
Kaynak: ScienceDaily