Kafatasının İçinde Seni Sen Yapan Şey
Şu an kafatasının içinde, enfeksiyonlarla savaşan ama aslında düşüncelerini şekillendiren bir ordunun olduğunu biliyor muydun?
Mikrogliya diye adlandırılan bu hücreler, beynin toplam hücrelerinin yüzde 5 ila 10'unu oluşturuyor. Uzun yıllar boyunca bilim insanları onların oldukça basit işler yaptığını düşündü: yaralanmalarda temizlik ekibi, hastalık yapıcı organizmalara karşı nöbetçi.
Araştırmalar yanıldığımızı gösteriyor.
Araştırmacıları Duraksatan Keşif
Columbia Üniversitesi'ndeki Zuckerman Enstitüsü'nden bir ekip, dikkat çekici bir bulguya imza attı. İnsanlarda yalnızca bizde bulunan özel bir gen keşfettiler ve bu gen mikrogliya hücrelerinde fazlasıyla aktif.
Genin adı SRGAP2. İnsanlarda bu genden birkaç kopya var, primat kuzenlerimizde ise yok. Bu fazladan kopyalar nasıl ortaya çıktı? Evrim sırasında genetik çoğalma adı verilen bir süreçle oluştukları düşünülüyor.
Ama asıl ilginç olan kısım şu: araştırmacılar bu insanlara özgü genin en çok hangi hücrelerde aktif olduğunu incelediklerinde, mikrogliyada nöronlara kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu gördü. Nöronlar, düşünme ve beyin gücüyle ilişkilendirdiğimiz hücreler.
"Buradaki soru şu oldu: 'Bu gen mikrogliyada neden bu kadar aktif?'" diyor araştırmanın baş yazarlarından Dr. Franck Polleux.
Gayet mantıklı bir soru, gerçekten.
Beyninin Mimarları: Mikrogliya
İşin aslı burada başlıyor. Son yirmi yılda bilim insanları mikrogliyanın yalnızca enfeksiyonlara karşı nöbet tutmadığını, beyin gelişiminin tasarımcıları gibi çalıştığını keşfetti.
Beyin gelişirken bu hücreler, nöronlar arasındaki küçük köprüler olan sinapsların hangilerinin kalacağına, hangilerinin eleneceğine karar veriyor. Mevcut sinapsların hassasiyetini de artırıp azaltabiliyorlar—yani beynin kendiyle nasıl iletişim kurduğunu ince ayar yapıyorlar.
Beyninizin kablolama sisteminin şantiye şefleri gibi düşünebilirsiniz.
Ve işte insanları özel kılan detay: bizim mikrogliyamız inanılmaz yavaş olgunlaşıyor—dört ile sekiz yıl arası. Farelerde ise bu süre sadece üç hafta.
Aradaki fark düşününce kafa karıştırıcı, değil mi?
Saati Kontrol Eden Gen
Araştırmacılar daha derine indiklerinde, SRGAP2'nin insanlara özgü bu kopyalarının mikrogliyamızın bu kadar geç olgunlaşmasının sebebi olduğunu buldu. Gen tıpkı bir kısma anahtarı gibi çalışıyor, hücrelerin olgunlaşma hızını düşürüyor.
Ama işte asıl zekice olan kısım: aynı gen nöron gelişimini de yavaşlatıyor. Yani birbiriyle tamamen farklı iki hücre türü, tek bir genetik mekanizma sayesinde senkronize kalıyor.
"Doğa, nöron gelişimi için kritik öneme sahip mikrogliya gelişimini kontrol eden bu geni seçti ve böylece gelişim sırasında ikisi senkronize kalmış oldu," açıklıyor çalışmanın baş yazarı Dr. Carlos Diaz-Salazar.
Bu koordineli, yavaş gelişim bilim insanları tarafından neoteni olarak adlandırılıyor—insan beyninin uzamış çocukluğu. Ve bu uzun olgunlaşma süresi, karmaşık muhakeme, dil, yaratıcılık gibi yeteneklerimizin temel nedenlerinden biri olarak görülüyor.
Neden Önemli?
Peki, yalnızca insanlarda bulunan garip bir gen var ve bu gen beyin hücrelerimizin büyümesini yavaşlatıyor. Güzel, ama bunun ne önemi var?
İki kelime: beyin sağlığı.
Araştırmacılar yakın zamanda mikrogliyanın yalnızca normal beyin gelişiminde değil, otizm gibi nörogelişimsel bozukluklarda ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarda da rol oynadığını keşfetti. İnsan mikrogliyasıyla fare mikrogliyası arasındaki farkları anlamak, bu hastalıkların neden ortaya çıktığını ve nasıl tedavi edilebileceğini anlamamıza yardımcı olabilir.
Dr. Polleux'in dediği gibi: "İnsan beynini oluşturan tüm unsurları anlamak istiyoruz, evrimsel açıdan bizi benzersiz kılan şeyin ne olduğunu çözmek için."
Ve açıkçası, bunu şiirsel buluyorum. DNA'mızda küçücük bir genetik kaza var—kopyalanmış bir gen—ve bu kaza bizi biz yapan şeyin oluşmasına katkı sağlamış. Beyinlerimize, dikkat çekici bir şeye dönüşmek için ihtiyaç duydukları zamanı tanımış.
Daha Büyük Resim
Bu araştırmanın beni en çok etkileyen yanı, evrimin büyük bir planla çalışmadığını hatırlatması. Mükemmel beyni dikkatle tasarlayan akıllı bir tasarımcı yok ortada. Rastgele çoğalmalar, genetik hatalar var—ve bazen, sadece bazen, bir türe avantaj sağlıyor.
Genomumuzda duran SRGAP2'nin o fazladan kopyası? Muhtemelen milyonlarca yıl önce basit bir kopyalama hatasıydı. Ama korunup aktarıldığı için, yaşamış her insanın beynini şekillendirmesine yardımcı oldu.
Dil, sanat, bilim, aşk yeteneğimiz—hepsi belki de küçücük bir genetik hatanın borçlu olduğu bir şey.
Bir dahaki sefere bir şeyi çok fazla düşündüğünüzde, biraz da olsa perspektif kazanmış olursunuz.