D Vitamini Çeşitleri Arasındaki Fark Neden Sessiz Sedasız Geçiliyor?
İlk kez bu çalışmayı duyduğumda aklıma şu soru takılı kaldı: D vitamini takviyesi diye bir şey varsa, acaba birden fazla çeşidi var mı? Evet, var. Daha da ilginç olanı, bu çeşitlerin aslında birbirini zayıflatabileceğini kimse konuşmuyor.
D vitamini önemli bir şey, hepimiz bunu biliyoruz. Kemikleri güçlü tutuyor, bağışıklık sistemini sağlamlaştırıyor, özellikle kış aylarında. Ama pek bilinmediği bir nokta var: takviye olarak satılan D vitaminin iki ana türü bulunuyor—D2 ve D3. Yeni araştırmalara bakılırsa, ikisi de aynı seviyelerde etkili değilmiş.
Oyunu Değiştiren Bulgu
Surrey Üniversitesi'nden araştırmacılar, başka bilim kurumlarıyla ortaklaşa bir soru sordu: D2 vitamini takviyesi vücuttaki D vitamini seviyelerine gerçekten ne yapıyor? Yapılan meta-analiz (birçok var olan çalışmayı gözden geçirme) şaşırtıcı bir sonuç ortaya koymış—D2 takviyesi alınca vücudun D3 seviyesi düşüyor.
Bunun neden önemli olduğu belli. D3, burada asıl önemli olan form. Cildin güneş ışığına maruz kaldığında vücudun ürettiği bu formu, vücut en verimli şekilde kullanabiliyor. Düşünürsek, D3 vücudun tercih ettiği kaliteli benzin, D2 ise kaliteli benzin kullanan bir motora dökülen adi benzin gibi. İşler belki ama istenen düzeyde değil.
Neden Bu Gerçekten Değer Vermeyi Hak Ediyor
Durum daha da ilginçleşiyor. D2 sadece D3 seviyelerini düşürmüyor; ikisi de vüruslara ve bakterilara karşı farklı şekillerde çalışıyor görünüyor. D3, bağışıklık sisteminin ilk savunma hattı olan "tip I interferon sinyal sistemi"ni harekete geçiriyor. D2 ise bunu yapmıyor.
Şöyle düşünürsek: takviye alıyor, bağışıklığını güçlendireceğini sanıyor, oysa aslında vücudun gerçekten koruma sağlayan türüne erişimini azaltıyor. Evinin kapılarını kilitleyen bir güvenlik sisteminin yanı sıra aslında kilitleri açan bir sistem kurmak gibi bir durum.
Bitkiye Dayalı Sorun
İş buradan karışmaya başlıyor (ve dürüst olmak gerekirse, vegan ve vejetaryenleri yakından ilgilendiriyor). D3 geleneksel olarak hayvani kaynaklardan ya da sentetik yollarla yapılıyor. D2 ise mantarlardan ve funguslardan geliyor, bu yüzden bitkiye dayalı beslenenlerin seçimi haline geldi.
Araştırma ekibi, İngiltere'de bitkiye dayalı D3'ün daha erişilebilir olması gerektiğini açık seçik söylüyor. Çünkü sorun şu: herkese D3'e geçin diyemeyiz eğer bitkiye dayalı diyet takip edenlerin iyi seçeneği yoksa.
Peki Asıl Yapılması Gereken Ne?
Benim düşünceme göre bu araştırma "D2 kötü, kaçının" demiyorum. Daha akıllıca seçim yapmamız gerektiğini söylüyor. Eğer seçme şansınız varsa ve besleme tercihiniz bunu gerektirmiyorsa, D3 seçmek daha mantıklı gözüküyor—özellikle güneş ışığının efsane olduğu dönemlerde.
Ama vegan ya da vejetaryensiyseniz ve şimdiye kadar D2 kullanıyorsanız, panik yapmanız için bir sebep yok. Kişisel durumunuza uygun seçimler için doktor ya da diyetisyenle konuşun. Biraz D vitamini almak, hiç almamaktan elbette çok daha iyi.
Daha Geniş Açıdan Bakınca
Bu araştırmanın ilginç tarafı, her gün kullanan takviyeler hakkında gerçekten ne kadar az şey bildiğimizi göstermesi. Bu yüzden devam eden araştırmalar önemli. Sadece "neyin işe yarıyor" değil, "nasıl ve neden çalışıyor" ve "bilmediğimiz yan etkileri neler" soruları cevaplanması gerekiyor.
Araştırmacılar bu konunun daha çok incelenmesini istiyor, haklılar. Özellikle kış aylarında milyonlarca kişi D vitamini eksikliğiyle boğuşurken, bilimi doğru yapmak gerçek fark yaratabilir.
Sonuç
D vitamini takviyesi kullanıyorsanız, D3'ü D2'ye tercih etmenin makul bir gerekçesi var. Ama bunu kendi durumunuza göre düşünerek yapın. Ayrıca, açık havayı seviyorsanız unutmayın—güneş ışığı hala D vitaminin en orijinal, zamana dayanmış kaynağı. İngiltere'nin güneşi de yok değil sonuçta!