Çözülemeyen Diskin Hikayesi
1908 yılında Girit'te bir antik sarayın kalıntıları arasında kazı yapan bir archaeologist düşün. Elinde fıçı kırıkları, yıkık duvarlar, belki birkaç takı parçası — alışılagelmiş şeyler. Ta ki yuvarlak, düz bir nesne bulasıya kadar. Üzerinde garip sembollerden oluşan bir spiral var ve o kadar kusursuz görünüyor ki, gerçek olamayacak kadar mükemmel.
İşte Luigi Pernier'in Temmuz 1908'de yaşadığı an bu. Phaistos Diski'nin keşfi. Ve beni her defasında şaşırtan şey: aradan 115 yıldan fazla geçti, hâlâ bu şeyin ne olduğunu tartışıyoruz.
Neden Bu Kadar Tuhaf?
Disk küçücük, çapı sadece 16 santimetre kadar — bir pizzadan bile küçük. Ama uzmanları çıldırtmaya yetiyor.
247 sembol var kil üzerine işlenmiş. Ama bunların sadece 45'i benzersiz. Şimdi, eğer bu bir dilse, bu sayı tuhaf. Alfabe harflerimizden çok fazla, ama hiyeroglif yazı sistemlerindeki kadar değil. Sanki semboller kategorilerimizin tam arasında bir yerde duruyor.
İkinci nokta daha da ilginç: semboller oyulmamış, yumuşak kile basılmış. Buna kör baskı diyoruz ve uzmanlar bu tekniği bir daha ancak ortaçağda gördüğümüzü söylüyor. Binlerce yıl sonra.
Bir dakika. MÖ 2000'lerde biri, matbaadan önce matbaa kullanıyordu.
Peki Nedir Bu?
İşte işin eğlenceli kısmı. Yıllar içinde çılgınca teoriler dolaştı:
Kimileri dini bir metin veya ilahi olduğunu düşünüyor. Sembollerin şiirsel bir şekilde tekrar ettiğini söylüyorlar. Kimileri de bir kayıt olabileceğini iddia ediyor.
Ama son yıllarda daha ilginç bir teori var — ve açıkçası, bence en mantıklı olanı bu.
Henüz hakemli dergilerde yayınlanmamış bir araştırma, diskin bir masa oyunu olabileceğini öne sürüyor. Düşününce bu fikir epey mantıklı geliyor. Spiral düzen, ısıyla sertleştirilmemiş kil kullanılması — ki bu, şeklin kolayca değiştirilebileceği anlamına geliyor — ve sembollerin ardışık diziler halinde görünmesi. Bunların hepsi, kuralları zamanla unutulmuş bir oyunun beklenen özellikleri.
Bu teoriyi sevdiğim için basit bir neden var: insani geliyor. Antik insanların derin şiirler veya kutsal sözler yazdığını varsaymayı seviyoruz. Ama belki de — belki de — arkadaşlarını bir tür antik Batak oyununda alt etmeye çalışıyorlardı.
Korunma Meselesi (Ya da Bir İpucu)
Dikkat çekmeyen bir detay var: disk yanmış bir tabakada bulunmuş. Kil resmi olarak fırınlanmamış, ama yine de sertleşmiş — muhtemelen saray birkaç kez yandığı için. MÖ 1700 civarında Sakız adasındaki devasa yanardağ patlaması da bunlardan biri.
Bazı araştırmacılar artık ısıtılmamış kilin, diskin bir prototip olabileceğini düşünüyor. Bir oyun tasarımı üzerinde deneyler yapan birinin, yüzyıllar boyunca kalacağını beklemeden saklayıp koyduğu bir şey. Müze parçası değil, sıradan bir proje.
Bu yorum beni hem biraz üzüyor hem de sevindiriyor. Belki birinin karalama defterini muhafaza ediyoruz.
Neden Çözemiyoruz?
Bence Phaistos Diski'nin çözülememesinin sebebi düşündüğümüzden basit olabilir: yanlış soru soruyoruz.
Diller, şifreler ve gizli mesajlar aramaya o kadar alışmışız ki, bariz cevabı kaçırıyoruz. Ya gerçekten sadece bir oyunsa? Ya "gizem" bizim bir şeyi gereksiz yere karmaşıklaştırmamızdan başka bir şey değilse?
Bazen en sinir bozucu gizemler, hiç gizem olması düşünülmemiş şeyler oluyor.
Sence Ne?
Eğer tüm paranı bir teoriye yatırsan, hangisini seçerdin? Kayıp dil mi, dini ilahi mi, yoksa antik masa oyunu mu?
Ben kumarı oyun teorisine oynuyorum. Mantıklı geliyor. Ve şöyle düşünmek hoşuma gidiyor: 4000 yıl sonra gelecekteki bir arkeolog Monopoly tahtası bulsa ve yüzyıllarca "kutsal önemi"ni çözmeye çalışsa.
Phaistos Diski bugün Girit Heraklion Arkeoloji Müzesi'nde, sırlarını korumaya devam ediyor. Belki mesele bu. Belki bazı gizemler gizem olarak kalsın — ta ki bakış açımızı değiştirmeyi öğrenene kadar.