İnsanlığın İlk Büyük Yolculuğu: Afrika'dan Çin'e
Her zaman şaşırmışımdır — biz ya da milyonlarca yıl önce yaşamış akrabalarımız, nasıl olmuş da Afrika'daki o eski yuvalarından bu kadar uzağa yayılmışlar? Düşününce, harita yok, GPS yok, hatta nereye gittiklerini bile tam olarak bilmiyorlar. Yine de karaya, her yere ulaşmışlar.
Science Advances'da yayınlanan yeni bir araştırma bu başarıyı daha da etkileyici kılıyor. Çünkü atalarımız Doğu Asya'ya daha önce düşündüğümüzden yaklaşık bir milyon yıl önce ulaşmış olabilir. Bir milyon yıl. Küçümsenecek bir fark değil.
Ne Oldu?
Araştırmacılar, Çin'deki Yunxian bölgesinde 1980'lerin sonu ile 1990'larda bulunan üç Homo erectus kafatasını yeniden inceledi. Bu kafatasları yıllarca depolarda beklemiş, daha iyi araçlarla bakacak birini kollarını sıvamayı bekliyorlarmış.
Bu "daha iyi araçlar" ne mi? Araştırmacılar çevredeki topraktaki alüminyum ve berilyum izotoplarını ölçen bir tarihlendirme tekniği kullandı. Teknik detaylar bir yana, mantığını anlamak zor değil: Uzaydan gelen kozmik ışınlar (evet, uzaydan!) toprağa gömülü kuvars kristallerine çarptığında belirli izotoplar üretiliyor. Kuvars toprağın altına gömüldüğünde kozmik ışınlara artık erişemiyor ve bu izotoplar bozunmaya başlıyor. Ne kadar bozunma olduğunu ölçersen, fosilin ne zaman gömüldüğünü hesaplayabilirsin.
Zekice, değil mi?
Neden Önemli?
İşte işin ilginç kısmı. Kafataslarının orijinal tarihi 800.000 ile 1.1 milyon yıl arasında gösteriyordu. Fena değil. Ama yeni analiz onları yaklaşık 1.77 milyon yıl yaşında buldu. Bu, arada neredeyse bir milyon yıllık bir fark var.
Bu tarihler doğrulanırsa, Homo erectus Afrika'dan çıkışını Doğu Asya'ya da neredeyse aynı anda yapmış demektir. Afrika dışında bulunan en eski Homo erectus fosilleri Gürcistan'daki Dmanisi'den geliyor ve 1.78 ile 1.85 milyon yıl yaşındalar. Yani atalarımız Kafkas Dağları'na vardıkları sırada Çin'e de ulaşmış olabilirler.
Homo Erectus: Uzun Bacaklı Akrabamız
Homo erectus'u tanımıyorsanız, kısaca tanıştırayım. Bence insanlığın ilk gerçek maceraperesti.
Homo erectus, bize benzemeye başlayan ilk insansı türdü — tabii uzaktan kuzenlerimiz gibi. Daha önceki türlere kıyasla kısa kolları ve uzun bacakları vardı, bu da uzun mesafeler yürümeye hatta koşmaya iyi adapte olduklarını gösteriyor. (Dur dur bilir bir tür için mantıklı!) Ayrıca Afrika'dan göç eden ilk atamız oldu. Uzun süre bilim insanları bu büyük göçün 1.5 ila 2 milyon yıl önce gerçekleştiğini düşündü, ama detaylar ve güzergâhlar hâlâ tartışılıyor. Yunxian tarihleri bu tartışmaya yeni bir kanıt ekledi.
Diğer Bölgeleri Nasıl Etkiler?
Beni özellikle heyecanlandıran şey, bu keşfin dalga etkisi yaratabilmesi. Yunxian kafatasları bu kadar eskiyse, Asya'daki diğer fosil bölgelerinin de şu an tahmin edilenden daha eski olma ihtimali var.
Çin ve Endonezya'da bulunan bazı kafatasları ve dişler daha önce 1.51 ile 1.72 milyon yıl arasına tarihlenmişti, ama bu tarihler her zaman tartışmalıydı — özellikle de fosiller orijinal sedimentlerinde değil de yüzeyde bulunduysa. Yunxian kafataslarının kritik avantajı, hepsinin in situ, yani aslında ilk gömüldükleri toprak katmanlarında bulunmuş olması. İşte güvenilir tarihlendirmeyi mümkün kılan şey bu.
Hâlâ Cevap Bekleyen Sorular
Bilim genelde temiz cevaplar vermez, yanına birkaç yeni soru da ekler.
Araştırmacılar şimdi şunu soruyor: Homo erectus 1.77 milyon yıl önce Doğu Asya'daysa, tam olarak nereden gelmiş olabilirler? Güneyden Endonezya üzerinden mi, kuzeyden Orta Asya'dan mı, yoksa bambaşka bir yoldan mı?
Eğlenceli bir düşünce: Eğer bunlar Asya'daki en eski insansılar değilse, kim veya ne daha önce buradaydı? Daha da eski fosiller bulunmayı bekliyor olabilir mi?
Arkeolojiyi takip etmeyi sevdiğim nokta tam olarak burası — her cevap ardına iki üç yeni soru açılıyor. Ama bu onu heyecan verici kılan şey, değil mi?
Sonuç
Düşündüğümde beni en çok etkileyen şey, bu erken insanların cesareti. Amaçsız dolaşmıyorlardı; kıtaları fethediyorlardı. Yeni ortamlara uyum sağlıyor, yabancı topraklarda hayatta kalmayı öğreniyor, bir şekilde başarılı oluyorlardı.
Milyonlarca yıl sonra hâlâ onların yolculuğunu çözmeye çalışmamız, bu başarının ne kadar olağanüstü olduğunu gösteriyor. Ve her yeni keşif — tıpkı bu şaşırtıcı derecede eski Yunxian kafatasları gibi — bize bizleri (ya da eski akrabalarımızı) neden dünyanın her yerinde bulduğumuzu anlamada bir adım daha yaklaştırıyor.
Sence de ilham verici değil mi?
Kaynak: Popular Mechanics