Evrenin Hızlanan Genişlemesi Sorgulanıyor mu?
Şunu itiraf etmeliyim: cosmology (kozmoloji) dünyasında son derece ilginç bir gelişme yaşanıyor ve bu gelişme, bildiğimiz birçok şeyi alt üst edebilir.
Yıllardır evrenin sadece genişlemediğini, bu genişlemenin hızlandığını kabul ediyorduk. Hatta bu, ders kitaplarının değişmez maddelerinden biri haline gelmişti. İşte şimdi bazı araştırmacılar bu sonuca ciddi bir şekilde meydan okuyor.
Temel Fikir: Tip Ia Süpernovalar
Peki bu hızlanma fikri nereden geliyordu?
Kozmologlar, Tip Ia süpernovaları sayesinde evreni ölçüyor. Bu süpernovalar, patladıklarında yaklaşık her zaman aynı parlaklıkta ışık saçan yıldız patlamaları. Görünür parlaklık ile beklenen parlaklık arasındaki farktan, yıldızın ne kadar uzakta olduğu hesaplanabiliyor. Işığın dalga boyundaki kayma (kırmızıya kayma) ölçülerek de uzaklaşma hızı belirleniyor.
Bu veriler, evrenin hızlanarak genişlediğini gösteriyordu. Ve bu hızlanmanın açıklaması olarak "karanlık enerji" devreye giriyordu: evrenin yüzde 68'ini oluşturan, ama henüz doğrudan gözlemlenememiş gizemli bir güç.
Beklenmedik Dönüş
Teorik fizikçi Subir Sarkar ve ekibi yıllardır bu varsayımı sorguluyordu. Son yayınladıkları çalışma ise gerçekten düşündürücü.
Mesele şu: süpernova verilerini yeniden incelediklerinde, göz ardı edilmiş bir faktör fark ettiler. Patlamayı üreten yıldızların yaşı, sanıldığından çok daha önemliymiş.
Tip Ia süpernovalar, ikili sistemlerdeki beyaz cüce yıldızlardan geliyor. Ekip, bu yıldızların patlama anındaki yaşını hesaba katan bir düzeltme uyguladı. Sonuç şaşırtıcıydı: genç yıldızlardan gelen süpernovalar sistematik olarak daha sönük görünüyormuş.
İşte kritik nokta burada. Daha uzak süpernovalar, daha genç yıldızlardan geliyor çünkü evrenin geçmişine daha fazla bakıyoruz. Genç ve uzak süpernovalar daha sönük göründüğüne göre, bu onların sanılandan daha uzakta olduğu izlenimi yaratıyor. Sanki beklenenden daha hızlı uzaklaşıyorlarmış gibi algılanıyor.
Yani o hızlanma belki de bir yanılsama. Işığın oynadığı bir numara.
Kanıtlar
Ama iş burada bitmiyor.
Araştırmacılar, bu sahte hızlanmanın yönünü incelediklerinde ilginç bir şey keşfetti: Hızlanmanın işaret ettiği yön, neredeyse şüpheli bir şekilde bizim uzaydaki yerel hareket yönümüzle örtüşüyor. Kozmik mikrodalga arka plan ışımasındaki (Big Bang'in yankısı) ünlü "sıcak nokta"), evrenin geri kalanına göre hareket ettiğimizi gösteriyor ya — işte sahte hızlanma tam da o yönde görünüyor.
Bir başka önemli nokta: bu etki, daha uzağa baktıkça zayıflıyor. Eğer karanlık enerji gerçek bir kozmolojik sabit olsaydı (Einstein'ın ünlü "uydurma faktörü" gibi), her yönde ve her mesafede aynı görünmesi gerekirdi. Ama belirli bir yöne doğru artan ve mesafe ile azalan bir sinyal? Bu, içinde bulunduğumuz hareketli uzay kabarcığının etkisine daha çok benziyor.
Ne Anlama Geliyor?
Eğer Sarkar ve ekibi haklıysa, evren hâlâ genişliyor ama bu genişleme hızlanmak yerine yavaşlıyor. Gördüğümüz hızlanma belki de sadece yerel bir kozmik akışa kapılmış "eğik gözlemciler" olmamızın ürünü.
Söylemeliyim ki bu, bildiğimiz birçok şeyi alt üst eder. Karanlık enerji artık evrensel bir kozmolojik sabit olmaz. Hatta belki de hayal ettiğimiz şekliyle var olmasına gerek kalmaz.
Ama şunu da unutmamak lazım: bilim zaten böyle çalışır. Sorgulamak, tekrar kontrol etmek, gözden kaçan şeyleri aramak — bu modelin zayıflığı değil, gücü. Ne zaman daha derine inip yeni bir şey bulsa, gerçeğe bir adım daha yaklaşmış olur.
Karanlık enerji kesinlikle sahte mi? Hayır, henüz değil. Ama varsayımlarımızı biraz daha esnek tutmamız gerektiğini gösteriyor. Evren devasa, tuhaf ve muhtemelen sandığımızdan çok daha karmaşık.
Ve dürüst olmak gerekirse, işte bu yüzden sonsuz derecede büyüleyici.