Evren Hâlâ Hızlanıyor, Ama Neden?
Tam bir yıl önce bazı araştırmacılar evrenin genişlemesinin yavaşladığını öne sürmüştü. Peki, bu iddia ne oldu? Yeni bir çalışma her şeyi yerine oturttu.
Bir grup astrofizikçi, evrenin hâlâ ivmelenerek genişlediğini doğrulayan sonuçlar yayımladı. Bu bir kutlama değil aslında. Daha çok herkesin derin bir oh çekip "Tamam, öyleyse gerçek soruya dönelim" dediği an.
O gerçek soru da şu: bunu ne drive ediyor?
Kozmik Genişleme: Kısacası
Şöyle düşün: bir topu havaya fırlatıyorsun. Normalde yükselir, yavaşlar ve düşer. Büyük Patlama'dan sonra evrenin de benzer bir şey yapması bekleniyordu.
Ama olmadı. Evren genişlemeye devam etti. Hatta gitgide daha hızlı.
Bilim insanları bu hızlanmayı ölçmek için Tip Ia süpernovaları kullanıyor. Bunlar belirli yıldızların patlamasıyla oluşan, parlaklığı önceden kestirilebilir olaylar. Tıpkı uzaydaki deniz fenerleri gibi. Bu patlamaların Dünya'dan ne kadar parlak göründüğüne bakarak astronomlar hem mesafeyi hem de evrenin zaman içinde nasıl gerildiğini hesaplayabiliyor.
Peki, Sorun Nerede Oluştu?
Güney Koreli araştırmacıların çalışmasında iki metodolojik hata vardı.
Birincisi, bir galaksideki yıldızın yaşı ile galaksinin yaşı aynı kabul edilmiş. Halbuki galaksiler eskidir, içindeki yıldızlar farklı zamanlarda doğar. Bu, bir şehrin yaşlı olmasından yola çıkarak içindeki tüm binaların aynı yılda yapıldığını iddia etmek gibi bir şey.
İkincisi, süpernovaları barındıran galaksilerin kütlesi düzgün hesaba katılmamış. Oysa daha kütleli galaksiler yıldızların evrimini etkileyebilir ve modern kozmoloji bunu standart olarak dikkate alır.
Kimler Çalıştı?
Bu yeni analiz rastgele bir bilim insanı grubu değildi. Aralarında 2011 Fizik Nobel'i sahipleri Profesör Adam Riess ve Profesör Brian Schmidt vardı. İlginç olan şu ki, bu ikili kozmik hızlanmayı keşfeden kişiler. Yani alanın en deneyimli isimleri orijinal çalışmalarının hâlâ geçerli olduğunu söylüyor.
Riess bunu güzel özetledi: "Olağanüstü iddialar olağanüstü dikkatli sınamalar gerektirir." Yani on yıllarca süren çalışmayı tek bir sorunlu analize dayanarak bir kenara atmak olmaz.
Asıl Bilmece
Mesele şu: ölçümlerimizin doğru olduğunu kanıtladık, ama olup biteni hâlâ anlamıyoruz.
Evrenin hızlanmasına neden olan bu "güç"? Buna karanlık enerji diyoruz ve modern fiziğin en büyük bilmecelerinden biri. Varlığını biliyoruz çünkü etkilerini görüyoruz. Ama ne olduğunu gerçekten anlamıyoruz.
Bazıları bunu anti-yerçekimiyle karşılaştırıyor, ama bu sadece işi basitleştiren bir benzetme. Aslında şöyle demek daha doğru: "Evreni hızlandıran bir şey var ve nedenini bilmiyoruz."
Southampton Üniversitesi'nden Dr. Phil Wiseman çok güzel ifade etti: "Ölçümlerimizin doğru olduğunu kanıtlayarak, karanlık enerjinin var olup olmadığını değil, gerçekten ne olduğunu anlamaya odaklanabiliriz."
Neden Önemli?
Belki "milyarlarca ışık yılı ötede olan bir şey beni neden ilgilendirsin" diyorsunuz.
İşte neden: evrenin temel doğasını anlamak, içindeki yerimizi anlamamızı sağlar. Üstelik karanlık enerji evrenin yaklaşık yüzde 68'ini oluşturuyor. Bu, anlamadığımız bir şeyin çoğunlukta olması demek.
Ayrıca bu süreç bilimin tam da olması gerektiği gibi işlediğini gösteriyor. Birisi bir fikir öne sürdü, diğerleri test etti, sorunları buldu ve daha iyi bir anlayışa ulaştık. Başlangıçtaki iddia tutmasa bile bu, bilimsel sürecin güzelliği.
Profesör Mark Sullivan'ın dediği gibi: yerleşik fikirleri ve gözlemleri sorgulamak hâlâ temel önemde. İlerleme budur — her şeyi körü körüne kabul etmek değil, sürekli olarak çalışmalarımızı gözden geçirmek.
Sonuç Ne?
Evren hâlâ hızlanıyor. Hâlâ nedenini bilmiyoruz. Hâlâ gece gökyüzüne bakıp neyi kaçırdığımızı düşünüyoruz.
Ama dürüstçe söyleyeyim: bu belirsizlik kozmolojiyi heyecan verici kılan şeylerden biri. Ölçümlerimizi doğruladık, evrenin tuhaf bir şey yaptığını biliyoruz ve şimdi o tuhaflığın ne olduğunu çözmeye odaklanabiliriz.
Evren büyümeye devam ediyor. Sorularımız çoğalıyor. Ve bence bu güzel bir şey.
Şimdi affedersiniz, biraz gökyüzüne bakıp varlığı düşünmem gerekiyor. Normal insanlar gibi.