Evren Sandığımızdan Daha Basit Olabilir
São Paulo'dan bir grup Brezilyalı fizikçi, evrenin temel yapısını anlamamız için kullandığımız 26 evrensel sabitin aslında gereksiz olabileceğini öne sürüyor. Onların teorisine göre, tüm fizik için tek bir sabite ihtiyacımız var: zamanın kendisi.
Bu iddia kulağa çılgınca geliyor. Çünkü zamanı genellikle sürekli değişen bir şey olarak görüyoruz. Ama işin içinde daha derin bir mantık var.
Fizikteki Sabit Sayıları Sorunu
Şu anda kullandığımız Standart Model 26 farklı evrensel sabite dayanıyor. Bunları evrenin değişmez tarif malzemeleri gibi düşünebiliriz: ışık hızı, yerçekimi sabiti, temel parçacıkların kütleleri...
Bu sayılar evrenin her yerinde aynı olması gerekiyor. İster Dünya'da olun, ister milyarlarca ışık yılı uzaktaki bir kara deliğin çevresinde.
Sorun şu: Bu sabitlerin bir kısmı birim taşıyor (ışık hızının saniyede metre cinsinden değeri gibi), bir kısmı ise saf sayı. Fizikçiler yıllardır kaç tane "boyutlu" sabite gerçekten ihtiyaç duyduğumuzu tartışıyor. Kimi iki diyor, kimi üç, bazıları da hiç gerek yok diyor.
Sadece Zaman Yaklaşımı
São Paulo Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacılar bambaşka bir açı öneriyor. "Bu işi fazla karmaşık hale getirmiyor muyuz?" diye soruyorlar.
Onların yöntemi şöyle işliyor: Önce hangi uzay-zaman türünde çalıştığınızı belirleyin. Bu belirleme yapıldıktan sonra, ihtiyacınız olan tüm ölçüm araçları ve birimler kendiliğinden ortaya çıkıyor. Geriye sadece tek bir şey kalıyor: zamanı standartlaştırmak.
Neden Bu Kadar İlgi Çekici?
Bu yaklaşımın zarif yanı pratik olması. Dünya'da zamanı standartlaştırmayı çoktan başardık. Bu standartlaştırma tren programlarından GPS navigasyonuna kadar her şeyi değiştirdi. Ama araştırmacılar çok daha büyük bir şeyden bahsediyor: zamanı, fiziği anlamak için evrensel ölçü çubuğu olarak kullanmak.
İlginç olan şu: normalde zamanı değişen bir şey olarak görürüz. Sabahımız akşamımızdan farklı gelir. Kahve beklerken geçen bir dakika, sosyal medyada geçirilen bir dakikadan çok daha uzun hissettirer. Ama fizikte, özellikle Einstein'ın görelilik teorisinde, zaman esnek bir kavram haline geliyor ve uzayla sıkı sıkıya bağlantılı oluyor.
Pratikte Ne Değişir?
Bu teori doğru çıkarsa, fizikçilerin karmaşık problemlere yaklaşımı büyük ölçüde basitleşebilir. Birden fazla sabitin hesabını tutmak ve birimlerle uğraşmak yerine, uzay-zamandaki olaylar arasındaki temel ilişkiye odaklanabilecekler.
Tabii ki şüphelerim de var. Bu tür devrimci fikirler ya büyük atılım haline geliyor ya da ilginç bir düşünce deneyi olarak kalıyor. Fizik topluluğu yeni fikirlere karşı oldukça sert. Bu teori de köklü varsayımları sorguluyor.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Araştırma Nature Scientific Reports'ta yayımlandı. Bu, dünyadaki diğer bilim insanlarının şu anda bu teoriyi test etmeye başladığı anlamına geliyor. Bilim böyle işler: biri cesur bir fikir öne sürər, sonra herkes onda delik bulmaya çalışır.
En heyecan verici yanı bunun sadece akademik bir tartışma olmaması. Fiziğin temel yapısını anlamamız, uzay yolculuğundan kuantum bilgisayarlara kadar pek çok alanda atılımlara yol açabilir.
Ayrıca poetik bir yanı da var: sürekli tükendiğimizi hissettiğimiz zamanın, her şeyi anlamanın anahtarı olması.
Bu gelişmeyi takip edeceğim. Bilimde en devrimci fikirler bazen doğru olamayacak kadar basit görünür. Ama en büyük atılımlarımızın bazıları, birinin "Bu işi fazla karmaşık hale getirmiyor muyuz?" demesiyle başladı.
Zaman gösterecek tabii.
Kaynak: Popular Mechanics