Jura Dönemi'nin "Kalas" Kalamarını Tanıyın: Kuralları Bozan Keşif
Wyoming'in engebeli arazilerinde yürürken karşınıza ilginç bir fosil çıkabilir. Paleontologların (fosil bilimciler) kendi aralarında "kalamar poposu" dediği bir nesneden bahsediyorum.
Evet, yanlış duymadınız! Bu lakap, günümüz kalamar ve ahtapotlarıyla akraba olan, nesli tükenmiş deniz canlılarının fosilleşmiş iç iskeletleri olan belemnitler için kullanılıyor. Normalde bu fosiller mermi şeklinde, ince ve uzun yapıda olur. Ancak bilim insanları yakın zamanda, mermiden ziyade küçük bir varile benzeyen bambaşka bir tür keşfettiler.
Sıradan Bir Kafadanbacaklı Değil
Yeni keşfedilen bu türün adı: Wyoteuthis linsterorum. İsim biraz karmaşık gelebilir ama bu canlı, bildiğimiz belemnitlerden çok farklı.
Çoğu belemnit ince ve zarif bir yapıya sahipken, bu tür oldukça "yapılı" bir vücuda sahipti. Bilim insanları, canlının iç iskeletinin alışılmadık derecede kalın olduğunu fark etti. Normal bir belemnit sadece 1-2 santimetre genişliğindeyken, bu örnek tam 6 santimetre çapındaydı. Kısacası, Jura denizlerinin "vücut geliştirmecisi" diyebiliriz.
30 Yıllık Bir Gizem
Bu keşfi büyüleyici kılan şey sadece canlının kendisi değil, aynı zamanda bulunma süreci.
Aslında bu fosil çok yeni kazılmadı. İlk örnek 1990'ların sonunda bulundu. Ancak onlarca yıl boyunca bir müzede, çekmecenin içinde bekledi. Kimse onun "sıradan" bir fosil olmadığını fark etmemişti. Ancak koleksiyoncu Cliff Linster'ın ikinci bir örnek bulmasıyla bilim insanları durumu anladı: "Bir dakika, burada yepyeni bir tür var!"
Neden Bu Kadar "Kaslıydı"?
Peki, bir kalamar neden bu kadar tıknaz bir yapıya evrimleşmiş olabilir?
Araştırmacılar, bunun bir evrimsel süper güç olabileceğini düşünüyor. Wyoteuthis, daha iri ve sağlam yapısı sayesinde diğer küçük belemnit türlerini avlayebiliyordu. Modern kalamarların avlanma şekline bakarsanız, pek seçici olmadıklarını görürsünüz. Bu devasa Jura türü de muhtemelen kendi deniz bölgesinin en güçlü avcısıydı.
Bu Keşif Neden Önemli?
Fosiller dünyasında her şeyin keşfedildiğini düşünmek kolaydır. Ancak bu buluş, Dünya'nın hâlâ büyük sırlar sakladığını kanıtlıyor. Bilim insanları, yüksek teknolojili BT (bilgisayarlı tomografi) taramalarını kullanarak bu taşların içine bakıyorlar. Bu sayede, nesli çok daha önce tükenmiş sanılan "hayalet" tür hatlarını gün yüzüne çıkarıyorlar.
Gördüğümüz gibi; bazen gerçek hikâyeyi çözmek için "tuhaf" görünen detaylara çok daha yakından bakmak gerekiyor.