Galaksiler Arasındaki Gizli Fark
Evinizin önünde kaybolan kedinizin paw print'lerini bulduğunuzu hayal edin. Komşuların bahçesine bakarsanız, orada da benzer izler olması gerekir değil mi? Ama bakarsınız ve hiçbir şey yoktur. Tuhaf olmaz mı? İşte karanlık madde araştırıcıları da tam bu noktada.
Karanlık madde evrenin çoğunluğunu oluşturan bir şey. Göremeyiz onu, ama varlığını hissederiz. Nasıl mı? Çevresindeki görünen nesnelere olan gravitasyonel etkisi sayesinde. Araştırmacılar onun peşindedirler yıllardır. Samanyolu'nun merkezinde garip bir gama ışını parlaması bulundu. Belki de karanlık madde parçacıkları çarpıştığında ve birbirini yok ettiğinde bu ışın ortaya çıkıyor diye düşündüler.
Fakat bir sorun var. Cüce galaksiler gibi karanlık maddenin yoğun olması gereken yerlere baktıklarında benzer sinyaller bulamadılar. Bir porçada paw print, diğerlerinde hiçbir şey. Bir tane uyuşmuyor.
İkili Karanlık Madde Modeli Ortaya Çıkıyor
Fermilab'dan Gordan Krnjaic liderliğindeki fizikçiler bir fikir ileri sürdü. Ya karanlık madde sadece bir tür parçacık değilse? Ya da iki farklı tür beraber çalışıyor olsa?
Bu fikrin zekice yanı şu: tek bir türden madde parçacığının etrafında dolaşıp çarpışmayı beklemesi yerine, iki türü düşün. Ve işin ilginç kısmı—bu iki tür birbirleriyle etkileşip yok olduğunda gama ışını ortaya çıkıyor.
Bu da karanlık madde sinyallerini nasıl göreceğimizi tamamen değiştiriyor.
Neden Bu, Galaksiler Arasındaki Farkı Açıklıyor?
Samanyolu'nda bu iki parçacık kabaca eşit miktarda var olsun. Çarpıştıklarında—işte sinyaliniz. Algılanabilir bir sinyal.
Cüce galaksiler de ise durum farklı. Bir parçacık türü tamamen baskın olabilir. Yüzde 99'u bir tür, yüzde 1'i diğer tür ise, bunların birbirlerine rastlama ihtimali çok düşük. Sinyal neredeyse yok olur.
Sandviç yapmaya benzet: elinde bol ekmek var, ama fındık ezmesi sadece bir kaşık. Sonunda birkaç kişi fındık ezmeli sandviç yiyebilir, ama çoğu ekmek kullanılmadan kalır.
Bu Teori Neden İlginç?
Bu öneriye hoşlanmamın sebebi şu: gözlemler ve beklentiler uyuşmadığında fizikçiler nasıl yaratıcı düşünebiliyor olmasını gösteriyor. Karanlık maddenin yokluğuna karar vermek yerine, belki çok basit düşündüklerini sorguluyor.
İki bileşenli model çok daha esnek. Samanyolu'nda ne gördüğümüzü açıklayabiliyor ve cüce galaksilerden hiçbir sinyal gelmediğini de. Veriyi zorla uydurmuyorsunuz—doğanın belki de düşündüğümüzden daha karmaşık olabileceğini kabul ediyorsunuz.
Sırada Ne Var?
Gerçek sınav gelecek gözlemlemeler getiriyor. Farklı galaksi türlerinden daha fazla veri toplamalı, iki parçacık modelini destekleyen ya da çürüten örüntüleri arayacaklardır. Güzel bir teori, ama sonuç hep evreni kamuyu olacak.
En ilginç kısım aslında bu araştırmanın bir şeyin bulunmamasıyla başlaması. Sinyalin yokluğu bir sinyalin varlığı kadar önemliydi. Bazen bilimde, görmediğiniz şey görmüş olduğunuz kadar bilgi verir.
Karanlık madde avı bitmekten çok uzak. Ama böyle modeller gösteriyor ki bu gizem üzerinde çalışmaya devam etmeye değer.