Unutulmuş Yüzlerin Kutusu
Bazen öyle şeylere rastlıyorsun ki için "Vay be, bunun varlığını unutmuşum!" diyor. Bu his tam da bu yıl kayınvalidemin garajından tozlu fotoğraf kutularını çıkardığı gün beni buldu. Oturduk, onlarca yıllık anıları karıştırdık. Ve bazı eski baskıların halini görünce—renkleri solmuş, kenarları kıvrılmış, zamanın verdiği o sepya tonuna dönmüş—durum hiç iç açıcı değildi.
Fotoğraflarda artık tanıyamadığımız akrabalar vardı. Belki büyük teyzeler? Eski aile toplantıları mı? Kimilerinin arkasında başka bir dönemin el yazısıyla yazılmış isimler ve tarihler... İkimiz de aynı şeyi düşündük: "Keşke tüm bunlar paylaşabileceğimiz bir yerde saklansaydı."
Aile projeleri malum, genellikle "sonra yaparız" klasörüne gidiyor. Ve "sonra" çoğu zaman hiç gelmiyor.
Bu sefer geldi. Kapıma "Epson FastFoto FF-680W" yazan bir kutu ile.
Fotoğraf tarayıcıları neden önemli?
Klasik düz yataklı tarayıcıları (hepsi bir arada yazıcılarla gelen o türleri) kullandıysanız, o deneyimi hatırlarsınız: fotoğrafı koy, kapağı kapat, tara, tekrar. Yüzlerce fotoğrafla uğraşacaksanız, tüm haftanız gidebilir.
FF-680W'nin dikkatimi çekmesinin nedeni şu: bu cihaz sayfa beslemeli çalışıyor. Yani bir tepsiye fotoğrafları yığıyorsunuz, o gerisini kendi hallediyor. Her seferinde tek tek koymak yok, sonsuz bekleme yok. Yığınla, tara, tamam.
Vaat? Saniyede bir fotoğraf.
Bunu görmem gerekti, çünkü kayınvalidemin evinde hâlâ yıllardır kimsenin dokunmadığı kutular duruyordu.
Kurulum: Baş ağrısı yok
Şunu itiraf edeyim: teknoloji cihazları kurmak benim favorim değil. Özellikle yazıcılar ve tarayıcılar, basit işleri öğleden sonra meselesine çevirme konusunda uzmanlar.
Ama FF-680W farklıydı. Telefonuma FastFoto uygulamasını indirdim, WiFi üzerinden bağladım, hazır. Küçük bir not: doğru uygulamayı seçin derim. İki Epson uygulaması var, ben başta (yazıcılar için olan) "Smart Panel"i yükledim, FastFoto yerine. Hızlıca düzelttim, sonrası sorunsuz ilerledi.
Cihazın boyutu mükemmel. Büyük bir kızartma makinesi kadar—11,7'ye 6,7'ye 6,9 inç, sekiz kilodan biraz ağır. Özel bir masa gerektirmiyor. Ben dolap kenarına koydum, test süreci boyunca orada kaldı.
Bir detay daha: kırılgan fotoğraflar için koruyucu sayfa geliyor. Eski baskılarla uğraşan herkes için düşünülmüş hoş bir ayrıntı.
Test Zamanı: Gerçekten Bu Kadar Hızlı mı?
İşte asıl soru: "saniyede bir fotoğraf" vaadini tutuyor mu?
Evet. Kesinlikle evet.
300 dpi'da (sosyal medya paylaşımı veya bulut yedekleme için fazlasıyla yeterli) 4'e 6 inç fotoğraflar neredeyse saniyede bir geçti. Tepsije 36 fotoğraf yükledim ve izledim. Garip biçimde tatmin ediciydi.
En ilginç kısım şu oldu: Yaklaşık 200 fotoğraflık bir ayakkabı kutusu dolusunu 20 dakikada taradım. Bu süre, önceden fotoğrafları kabaca ayırdığım zamanı da içeriyordu. Düz yataklı tarayıcıyla aynı iş günler sürerdi.
Daha yüksek çözünürlük isterseniz (bastırmak için mesela), 600 dpi'a çıkmak fotoğraf başına yaklaşık üç saniye demek. Yine de rakiplerine kıyasla inanılmaz hızlı.
Şunu da belirteyim: yıllarca kutularda bekleyen fotoğraflar bazen yapışabiliyor. Bir seferinde iki fotoğraf aynı anda gitti, tarama boşa çıktı. Ama makine uyardı, hangilerinin tekrar taranması gerektiğini bildim. Tüm partide sadece bir çift besleme? Bu başarı sayılır.
Tek bir kağıt sıkışması bile olmadı. Zarar görmüş fotoğraf yok. Kırılgan eski baskıları besleyiciden geçirmek beni gergin etmişti, ama koruyucu sayfa işleri kurtardı.
Yazılım: Asıl Fark Orada
FF-680W'nin gerçekten parladığı yer burası. Hızlı tarayıcı değil, bütün bir paket sunuyor. Yazılım fotoğrafları geliştiriyor—solmayı düzeltiyor, renkleri ayarlıyor, normalde ciddi Photoshop bilgisi ve sabır gerektiren restorasyonlar yapıyor.
FastFoto uygulamasıyla kaydetme konumunu seçiyorsunuz, çözünürlüğü belirliyorsunuz, yazılım gerisini hallediyor. Fotoğraf düzenleme konusunda uzman olmayan biri olarak bu büyük fark yarattı. Solmuş, 40 yıllık bir fotoğrafı alıp canlı, diri görünen bir şeye dönüştürebiliyordunuz.
Peki Değer mi?
Dürüst olmam gerekirse: ucuz değil. Elektronik mağazasında spontan alınacak bir cihaz değil.
Ama evinizde tozlu eski fotoğraf kutuları varsa—ki çoğumuzda var—bu tarayıcı göz korkutucu görünen bir işi tamamen yapılabilir kılıyor. Yüzlerce aile anısını tek bir hafta sonunda dijitalleştirmek mümkün. Yok olmaya yüz tutmuş, kimsenin açmadığı kutulardaki fotoğrafları kurtarmak...
Kayınvalidemin tabletinde yeni dijitalleştirilmiş fotoğrafları kaydırırken yüzündeki ifadeyi görmek her şeye değerdi. Unuttuğu yüzleri, kaybettiği anları görüyordu. Bunları çocuklarına, torunlarına, ülkenin dört bir yanına dağılmış akrabalarına gönderebiliyordu.
O eski fotoğraflar artık sadece kağıt ve mürekkep değil. Yeniden canlı.
Ve bu his, gerçekten paha biçilmez.