Kuantum Ölümsüzlüğü: Bilimcileri Gece Uyutmayan Teori
Hazırsan, çünkü bunun hakkında konuşacağız. Şöyle bir şey düşün: kuantum dünyasında her ölçüm yaptığında, evren iki parçaya bölünüyor. Sen de bu paralel evrenlerin hepsinde farklı versiyonlar olarak var olabilirsin. Bir evrendeki ölümün, seni ölmüş olarak gördüğü başka bir evrene "geçişini" yaptıysa? İşte bu kuantum ölümsüzlüğü. Açıkçası, bilim kurgu filmi gibi geliyor, gerçek fizik değil sanki.
Ama burada ilginç kısım: bu teori havadan bire düşmedi. Meşru—hatta çok tartışmalı da olsa—kuantum mekaniği üzerine kurulu. Konu hakkında ciddi şekilde çalışan birçok zeki insan var.
Her Şey Nasıl Başladı?
1957 yılında Princeton'da doktora yapan Hugh Everett III kuantum ölçümleri hakkında düşünürken bir fikirle geldi. Şöyle demiş: "Ya her kuantum gözleminde evren aslında bölünüyorsa? Her olası sonuç için ayrı bir evren oluşuyorsa?"
Yani kuantum parçacığı "her iki durumda da aynı anda" olmak yerine—Schrödinger'in kedisi gibi—her iki şey de aslında oluyor. Sadece farklı evrenlerde gerçekleşiyor. Ağaç dalı gibi ayrılıyor gidiyor.
Kuantum fiziğinin önemli isimleri böyle bir şeyi pek benimsemedi. Hatta efsanevi Niels Bohr bile "Hayır, böyle değil" dedi. Ama araştırmacılar 1980'lerden sonra bu fikri ciddi şekilde incelemeye devam ettiler. İşler daha garip hale geldi.
Kuantum İntiharı Üzerine Soru İşaretleri
1980'lerde fizikçiler rahatsız edici bir soruyla başladı: her kuantum sonucu yeni bir evren yaratıyorsa, kendini öldürmeye çalışırsan ne olur? Tüm evrenlerde mi ölürsün, yoksa her zaman hayatta kaldığın bir dal mı vardır?
MIT'de çalışan Max Tegmark bu soruyu düşünsel bir deney olarak ele aldı—bunu test etmek istediğinden değil, elbette, ama birçok dünyalar kuramının nasıl çalıştığı hakkında garip bir şey ortaya koymak için. Eğer mantığı sonuna kadar takip edersen, çok küçük de olsa, her zaman hayatta kalıp, bir evrenden diğerine "atlayıp" sonsuza dek yaşama ihtimalin olurdu.
İşte kuantum ölümsüzlüğü: bilinçin paralel evrenlere yayılmış, ölmediğin versiyonları sonsuza dek arayan bir hal.
Korkutucu mu? Tamamıyla. Mümkün mü? İşte orası ilginç.
Felsefeci Karşı Çıkıyor
Dartmouth College'da kuantum mekaniğinin tuhaf yönlerini inceleyen felsefeci Peter Lewis bu teoriyi gerçekten inceledi.
Bulgusu? Işık tutmuyor, ve nedenleri var:
Sorun 1: Bilinç fizikseldir. Bilinçin, evrenlerin arasında dolaşabilen sihirli bir hayalet değil. Beynin onu oluşturuyor—madde ve enerji. Beynin ölürse, bilinç de ölür. Başka evrenlerde kopyalarının hayatta kalması hiçbir fark yaratmaz. Bilinç başka bir gerçekliğe "kaçış" yapacak herhangi bir mekanizması yoktur.
Sorun 2: Gereksiz karmaşık. Çokevrenliler kuramını kabul etsen bile, çok uzun yaşamayı açıklamak için buna ihtiyacın yok. Rastgele genetik mutasyonlar teorik olarak 1000 sene yaşayan bir insan yaratabilir. Bunun için paralel evrenlere ihtiyacın yoktur—sadece genetik ve şansa ihtiyacın var. Lewis, kuantum mekaniğinin, klasik biyolojinin zaten çözdüğü bir soruna çok karmaşık bir çözüm getirdiğine işaret ediyor.
Sorun 3: Test edilemiyor. Burada önemli kısım: başka evrenlere erişemiyoruz. Göremiyoruz, ölçemiyoruz, algılayamıyoruz. Yani tüm bu teori temelde yanlışlıyor olmadığını kanıtlayamadığımız bir duruma sahip—bu bilim için kırmızı bayrak işareti.
Ama Teori Tamamen Boş Değil
Burada asıl ilginç olan: kuantum ölümsüzlüğü neredeyse kesinlikle yanlış olsa da, etrafındaki tartışma fizikçilerin kuantum mekaniğini daha iyi anlamalarına yardım etti.
Çokevrenliler kuramında "dekoheren" diye bir kavram var. Bu aslında neden diğer dalları gözlemleyemediğimizi açıklıyor. Kuantum sistemleri bölündüğünde, birbirinden tamamen izole oluyorlar—tespit edemiyoruz. Bu aslında kuantum ölçümleri ve günlük hayatta neden sınırsız olasılık yerine kesin sonuçlar gördüğümüz hakkında çok şey açıklıyor.
Yani kuantum ölümsüzlüğü çoğu zaman saçmalık olsa da, üzerine çalışmak gerçekten kuantum fiziğini ilerletti. Teori, fizikçileri iddialarında daha kesin olmaya ve çokevrenliler yorum'un sınırlarını daha iyi anlamaya zorladı.
Gerçek Cevap: Bilmiyoruz
Dürüst olmak gerekirse: kuantum ölümsüzlüğü hemen hemen emin ki yanlış. Bilinçin evrenleri arasında kalıp gitmesinin fikri, bilinç hakkında bildiklerimizin hiçbiriyle uyuşmuyor. Bilinç bir hayalet değil—fiziksel bir beyinde sinir faaliyetinin ürünü.
Ama bu konuşma değer yüklü çünkü kuantum mekaniğinin ne kadar tuhaf olduğunu açığa çıkarıyor. Hatta fizikçiler ne kadar zeki olsa da, evren yine de anlamamız gereken garip yollarla garip kalıyor.
Bu evrendeki ölümün ardından, senin için bittiğine %99 eminim. Ama alternatifleri bile ciddi şekilde tartışabilmemiz? Bu kuantum dünyasının ne kadar tuhaf olduğunu gösteriyor.
Evren bize mantıklı gelme zorunluluğunda değil. Kuantum ölümsüzlüğü bunun eğlenceli bir örneği.