Arkeoloji Biraz... Tüylü Bir Hâl Aldığında
Tamam, itiraf edeyim — bu keşfi ilk okuduğumda kafamda sorular birikti. 1.200 yıl boyunca Peru çölünde gömülü kalan tüysüz bir köpeğe ne olmuş? Üstelik birileri kafatasını parlak kırmızıya boyamış. Neden?
Meğer bu köpekler sıradan antik sokak köpekleri değilmiş. Amerikan Köpek Kulübü'nün (American Kennel Club) bugün hâlâ tanıdığı Peru İnka Orkidesi (Peruvian Inca Orchid) ırkının ataları bunlar. Journal of Anthropological Archaeology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre bu tüysüz köpekler, Peru'nun kuzey kıyısındaki Wari İmparatorluğu'na ait Castillo de Huarmey bölgesinde yaşıyormuş.
Çölün İnanılmaz Koruma Gücü
İşte beni gerçekten şaşırtan kısım: bu köpeklerin bulunduğu çöl o kadar kuru ki, normalde çürümesi gereken malzemeler yüzyıllarca sağlam kalmış. Saç, kemik, deri, kıyafet, hatta hâlâ canlı görünen pigmentler... Hepsi yerinde duruyor.
Arkeologlar üç köpek kalıntısı buldu. Bir tanesi herkesi şaşırtan cinstendi — neredeyse eksiksiz bir mumyalaşmış köpek iskeleti. Yalnızca ön bacaklarının alt kısımları yoktu. Derisi hâlâ üstündeydi. Kulakları yerindeydi. Ve en ilginci: birisi kafatasını sinober — antik Peru cenaze geleneklerinde büyük öneme sahip parlak kırmızı bir pigment — ile boyamıştı.
Başta araştırmacılar bu mumyalaşmış köpeğin görece yeni olabileceğini düşündü. Belki sadece 50 yıllık, yağmalama dönemlerinde geride bırakılmış bir şey. Ama sonra Dartmouth'tan araştırmacı Weronika Tomczyk ilginç bir şey fark etti: üç köpek de tüysüzdü ve hepsinin birinci küçük azı dişleri eksikti.
Bu küçük detay mühim. Rastgele bir sokak köpeği olmadıklarını kanıtlıyor. Belirli fiziksel özelliklere sahip, nesiller boyunca bilinçli olarak yetiştirilmiş ırk köpekleri bunlar.
İşler Karışık (Tüm Evcil Hayvan İlişkileri Gibi)
İşte asıl ilginç olan kısım — ve dürüst olacağım, biraz da tanıdık gelen.
Araştırmacılar şu noktayı vurguluyor: antik insanların köpeklerle ilişkisi tıpkı bugün olduğu gibi karmaşıkmış. Makaleden bir alıntı: "Bir grup için evcil hayvan olan köpek, en yakın komşuları tarafından aynı anda zararlı hayvan olarak görülebilirdi."
Bunu bir düşünün. MS 800'lerde birisi tüysüz köpeğini gerçekten seviyordu, belki gömülmeden önce yüzünü kırmızıya boyadı. Ama komşusu? Muhtemelen aynı fikirde değildi. Belki sürekli havlıyordu. Belki yiyecek depolarına giriyordu. Belki de o tülsüz, yalvaran gözlerle sürekli bakma alışkanlığı vardı.
Arkeologlar Güney Amerika devegillerinin (llama ve alpaka muhtemelen) kalıntılarını da buldu. Bazıları açıkça tören sunusu olarak gömülmüştü, diğerleri ise sıradan çöp gibi atılmıştı. Görünüşe göre Wari halkı farklı hayvanlarla farklı ilişkiler kuruyordu, bazen eş zamanlı olarak.
Bu Keşif Neden Önemli
Antik mumyalaşmış köpekler kuşkusuz havalı (ve evet, nesnel olarak havalılar), ama asıl mesele Wari İmparatorluğu'nu anlamak için bu keşfin gerçekten mühim olması.
Castillo de Huarmey Peru'nun kuzey kıyısındaki ender Wari sitelerinden biri. 110 dönümlük alanı kaplayan bu yerleşim hem idari merkez hem de gömüt alanı olarak işlev görüyormuş.
Daha önceki kazılarda bozulmamış bir elit mezarı ortaya çıkmıştı: 58 yüksek rütbeli kadın, insan kurbanları ve 1.300'den fazla eser. Ama bu bulgular iktidar yapılarını ve politikayı anlatıyor. Köpek kalıntıları ise gündelik hayatı anlatıyor. Küçük anları. Minik detayları. Belki bir çocuğun, tüysüz köpeğini sonsuza dek hatırlamak isteyen birinin hikâyesini.
1.200 yıl öncesinden gelen bu bağlantı — birinin evcil hayvanına duyduğu sevginin kuru çöl havasında korunması — insanda garip bir his bırakıyor, değil mi?