236 Milyon Yıllık Kemikte Saklı Bir Sır: Memelilerin Doğum Öyküsünü Yeniden Yazmak
İlk okuduğumda gerçekten bir an durup düşünmem gerekti.
Araştırmacılar Arjantin'de bulunan Chiniquodon theotonicus fosilinde doğumdan hemen sonra oluşan bir tür büyüme çizgisi — bir nevi kemikteki halka — tespit ettiler. Bu küçük fosil 236 milyon yıl öncesine ait ve öldüğünde yeni doğmuş bir yavruymuş. Ama işin ilginç kısmı şu: bilim insanları bu yavrunun doğumda yaklaşık 1.7 kilogram geldiğini hesaplamış. Bu ağırlık, yetişkin vücut ağırlığının yüzde 14'üne denk geliyormuş.
Biraz bekleyin, bu ayrıntıyı kaçırmayalım.
Şöyle düşünün: benzer boyutlardaki sürüngenler ve kuşlar yavrularını dünyaya getirdiğinde, bebekler yetişkinlerin yanında dev gibi görünmez. Aksine, son derece küçücük olurlar — yetişkin kütlesinin yüzde 0.1'i ile yüzde 4.5'i arasında bir yerde. Ama memeliler olarak bizler, yavrularımızı görece şişman halde dünyaya getiririz. İşte bu yüzde 14 oranı, C. theotonicus'u modern plasentalı memelilerle aynı kategoride konumlandırıyor.
Bu keşfi yapan ekibin başında Dr. Leandro Gaetano ve meslektaşları var. Ekip, aslında soyumuzun çizelgesinde canlı doğumun (viviparite, isterseniz Latince haliyle söyleyelim) en eski kanıtına bakıyorlarmış. Daha önce bilim dünyası, canlı doğumun yaklaşık 150 milyon yıl önce ortaya çıktığını düşünüyordu. Bu yeni bulgu, o tarihi neredeyse 100 milyon yıl geriye itiyor.
Peki neden canlı doğurmak bu kadar büyük bir avantaj olsun ki? Araştırmacılar bu soruyu da yanıtlamış. Bu canlıların yaşadığı Trias dönemi, aslında tam bir kaotik ortamdı. Dünya büyük bir yok oluş olayından yeni toparlanıyordu, kaynaklar için amansız bir rekabet vardı ve yırtıcılar her yerde kol geziyordu. Gelişmekte olan embriyoları vücudunuz içinde taşımak, onları yumurtaların içinde savunmasız bırakmaktan çok daha akıllıca bir strateji gibi görünüyor.
Elbette bilim böyle işler; her zaman cevaplar kadar sorular da bırakır. Araştırmacıların kendileri de belirtiyor: bu tablo belki de her şeyi açıklamıyor olabilir. C. theotonicus benzersiz bir vaka olabilir, diğer sinodontlar yumurtlayarak çoğalmaya devam ederken bazı türler farklı bir yol seçmiş olabilir. Fosil kayıtları ne yazık ki eksikliklerle dolu ve kemiklerde embriyonal gelişim kanıtı bulmak son derece nadir rastlanan bir durum.
Ama işte bu yüzden bu konular bu kadar büyüleyici değil mi? Ara sıra, kemikleşmiş bir fosilin içindeki ince bir çizgi, dünya üzerindeki yaşamın hikayesi hakkında tamamen yeni bir bakış açısı sunuyor. Yumurtadan dünyaya gelen sürüngenlerden canlı doğuran memelilere uzanan bu evrimsel yolculuk, artık çok daha ilginç bir hale geldi.
Bu keşfin bir lisansüstü ders projesinden çıkmış olması ayrıca sevindirici. Meraklı öğrencilerin bir kemikte alışılmadık bir şey fark etmesiyle başlamış her şey. Bazen en büyük keşifler, henüz "imkansız"ın ne olduğunu öğrenmemiş insanlardan geliyor.
Müze çekmecelerinde başka hangi sırların gizlendiğini düşününce insan gerçekten meraklanıyor.
Kaynak: ScienceDaily