1950'lerde Polis Memurları Sualtı Dedektif Oldu
Geçen gün 1956'dan kalan ve epeyce ilginç bir hikayeye rastladım. Seattle polis teşkilatının sualtında cinayet soruşturması yapmaya başladığı dönem hakkındaydı. Kimse artık bu öyküyü anmıyor ama gerçekten çılgın ve ilginç bir polis tarihçesi parçası.
Tesadüfen Ortaya Çıkan Bir Birim
Ortamızı kurarsak: 1950'lerin ortası. Hicks Gölü'ne atılan ve içinde çalıntı ordu tüfekleri olan bir araba var. Derinliği otuz metre. Seattle polis departmanı ne yapıyor? Ron Faires isminde bir polis memurunu sualtına gönderip o arabanın içine bakmasını ve eşyaların gerçekten orada olduğunu doğrulamasını istiyor.
Burada bahsettiğimiz ağır donanımlı ve bütçesü bolca olan özel bir birim değil. Her şey Faires'in dalmayı hobisi olmasından başlıyor. Sonra iki polis daha ilgilenmeye başlıyor. Üç memur dalış kıyafeti giyerek iş yapmak istiyor. Ve polis şefi de "Aslında bu faydalı olabilir" diye düşünüyor.
Suçlar Su Altında
Bu hikayede beni şaşırtan kısım şu: polis şefinin hak olduğu çıkıyor. Seattle göllerle çevrili bir şehir. Suçlular silah, çalıntı malı, her şeyi suya atıyor ve "bitti" diye düşünüyor.
Cinayete alet olan tabanca mı? Suya batıyor. Kasa mı? Su altına gidiyor. Mükemmel bir suç sahnesi gizleme yöntemi. Taa ki dalış kıyafeti giyen insanlar ortaya çıkıncaya kadar.
Birimin komutanı bunu çok güzel anlatıyor. İnsanlar suya atılan eşyaları sinemada koltuğun altına yapıştırılan sakız gibi gömsüyorlar. Ama eğer nereye bakmak gerektiğini bilirsen, fenerli bir dal uzman çıkar.
İşin Ağır Tarafı
Hikayenin burada koyu bir dönüş yaşanıyor. Bu dalgıçlar çoğu zaman boğulmuş kişileri çıkarıyordu. Faires bunu 1950'ler döneminin haber yazıları için oldukça açık konuşuyor.
Kişinin ailesi bekliyor. Acı içinde bekliyor. Cesedi görmeden devam edemiyorlar. Faires ve arkadaşları karanlık su altında dalıp yakınlarını bulması gerekiyordu.
Faires'in kendi baş etme yöntemi vardı: yukarıya çıkarken fenerini söndürüyordu. Çıktığında ne bulduğunu görmek istemiyordu. Bu ağır bir şey. Bu tür duygusal yükü gazete haberlerinde görmezsiniz ama böyle insanları saygı duymak gerekir.
Bir Gece Görev Başında
Makale Faires'i bir gece boyunca takip ediyor. Gece başında hız cezası yazıyor, sarhoş insanlarla uğraşıyor. Normal polis işleri. Sonra birden: "Golu Union'da boğulma vakası. Tekne rıhtımından suya düşen adam."
Siren çalarak evine koşuyor. Dalış donanımları araba bagajında bekliyor. Rıhtıma varıyor. Harbor Polis'in grappling hook'ları eski kabloda sıkışmış. Bu kablolar dalgıcı boğabilir.
Yirmi sekiz metreli kara su altında dalıyor. Fenerle kablolara ve dikenli tellere çarpmamaya çalışıyor. En ilginç kısmı burada: kendi güvenlik inovasyon geliştirmiş. Ping-pong toplarıyla dolu bir torba taşıyor. Sıkışırsa topları suya bırakır, yüzeyde acil sinyal oluşur.
Bunun Neden Hâlâ Önemli Olduğu
Bu hikayeyi 2024'te okumak tuhaf geliyor. Çünkü polisler her türlü uzman birimi görmüşüz. Ama 1950'lerde "eğitimli dalgıç polisleri" aslında radikal bir fikirdi. Gereklilikten doğdu. Az sayıda insanın tutkusuyla büyüdü. En sonunda da yetkili birisi buna dikkat etti.
Ayrıca bize şunu hatırlatıyor: bazen en etkili çözümler en basit gözlemlerden gelir. "Su kenarında yaşıyoruz. Suçlular malı suya atıyor. Ya insanları dalış eğitimi versek?"
Bu birim sonunda ülkenin büyük şehirlerinde standart hale geldi. Ama Seattle'da başladı. Bir adamdan, dalmayı çok sevmesinden, bunu iş haline getirmesinden.
Oldukça harika bir başlangıç hikayesi.