Suyun Altında Bir Şeyler: Belki de MH370'ün Son Anlarını Duyabilen Tuhaf Bilimsel Alet
Araştırırken beni gerçekten ürperten bir konu buldum, anlatayım.
Şöyle düşün: 2014 Mart'ı. İçinde 239 kişi olan bir Boeing 777, Hint Okyanusu'nun bir yerinde yok oluyor. Arama ekipleri çılgın gibi çalışıyor. Kimse tam olarak nereye bakacağını bilmiyor. Ve tam bu sırada, yüzlerce kilometre ötede, aynı koyu sularda yüzlerce mikrofon var—ve bu mikrofonlar yanlışlıkla uçağın son anlarını kaydetmiş olabilir.
Tek sorun şu: Bu mikrofonları döşeyen bilim insanları, ne yakaladıklarını bilmiyorlardı bile. Sonra anlayınca, kimse pek ilgilenmedi.
Ta ki şimdiye kadar.
Okyanus Zaten Dinliyordu
Jean-Yves Royer, CNRS'de çalışan bir araştırmacı. MH370'ün kaybolmasından haftalar önce, Royer'ın ekibi güney Hint Okyanusu'na oldukça ilginç bir şey yerleştirmişti: OHASISBIO adlı otonom hidrofon ağı.
Bunlar sıradan cihazlar değildi. Aylarca deniz tabanında kalacak ve balinaların şarkılarından depremlere, volkanik patlamalardan her şeye kulak misafiri olacak şekilde tasarlanmışlardı. Altı tanesi, dünyanın en ıssız sularına demir atılmıştı—Crozet ve Kerguelen adaları yakınlarında, Madagaskar Havzası'nda, Güneydoğu Hint Sırtı boyunca.
Bir nevi okyanusun kendi kulakları gibiydiler, gezegenin derin seslerini kaydediyorlardı.
Ardından, haftalar sonra, bir yolcu uçağı aynı sularda kayboldu.
Bekleyiş
İşte burası gerçekten çileden çıkarıcı.
Royer, hidrofonlarının neler yakalamış olabileceğini fark etti. Belki de bu cihazlardan biri, bir Boeing 777'nin Hint Okyanusu'na gürültüyle çarptığı anı kaydetmişti. Bu muhteşem bir ipucu olurdu. Devasa bir uçağın suya çarpmasının yarattığı o güçlü, kendine özgü ses, hidrokustik cihazlar tarafından inanılmaz mesafelerden tespit edilebiliyor.
Ama bir sorun vardı.
Hidrofonlar verileri anında göndermiyordu. Depolama cihazlarıydı, her şeyi sessizce kaydedip görevlerin bitmesini bekliyorlardı. Royer beklemek zorundaydı. Ve beklemek. Ve beklemek.
Şamandıralar 2015'in ocak ve şubat aylarına kadar yüzeye çıkmadı.
Kayıtlara ulaştığında, her şeyi indirip MH370'ün sessizleştiği gece için analiz ettiğinde, aylar geçmişti. 2016 sonunda detaylı bir 18 sayfalık rapor hazırladı. Fransız ve Avustralyalı soruşturmacılara gönderdi.
Ve sonra... hiçbir şey olmadı.
Rapor temelde kayboldu. Resmi arama kaydının parçası olmadı. Neredeyse on yıl boyunca dijital toz topladı.
On Yıl Sonra
Royer'ın yerinde olsaydın ne hissederdin? 239 kişinin başına ne geldiğini söyleyebilecek bir verin var ve kimse umursamıyor gibi davranıyor?
Son dönemde gazeteciler sorular sormaya başladı. Royer eski dosyayı çıkardı ve paylaştı. Spektrogramlar, haritalar, varış zamanları, titiz analizlerle dolu 18 sayfa.
Ve işte ilginç olan: Zamanlama şaşırtıcı. MH370'ü arayan deniz robotik firması Ocean Infinity, sözleşmesini uzattı. 2027'ye kadar geriye kalan 2.868 mil karelik deniz tabanını taramaları gerekiyor. Gemileri 2026 Kasım ile 2027 Nisan arasında dönecek.
Bu arada Royer'ın hidrofon verileri güney Hint Okyanusu'nu gösteriyor—soruşturmacıların zaten aradığı yer. Ama bu farklı bir kanıt türü. Uydu sinyallerinin yeni bir yorumu değil. O gece orada bulunan cihazlardan gelen gerçek bir kayıt.
Görmezden Gelinemeyecek Soru
Dürüst olayım: Royer'ın hidrofonlarının anlamlı bir şey yakalayıp yakalamadığını bilmiyorum. Okyanus bin bir çeşit sesle dolu. Bir uçak çarpmasını balina sesinden ya da depremden ayırt etmek kolay değil.
Ama beni düşündüren başka bir şey var. Tüm bu yıllar, harcanan milyarlarca dolar, binlerce saat arama sonrasında, hâlâ aynı soruyu soruyoruz: Bu uçağa ne oldu?
Ve şimdi, üzerinde kimse düzgün durmamış, potansiyel olarak bilmeceye yeni bir parça ekleyebilecek bu eski rapor, bu veriler karşımızda duruyor.
Ocean Infinity'nin araması sonuç vermezse, soru kaçınılmaz hale gelecek: Okyanus o gece ne kaydetti?
Belki hiçbir şey. Belki her şey.
Her iki durumda da, bu uçuştaki 239 insan ve aileleri adına bunu öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.