İşin Özü
Açıkçası bu araştırmayı duyduğumda aklımdan geçen ilk şey şu oldu: "Dur bir dakika, maya mı? Ekmek yaptığımız o maya mı?" Evet, görünüşe göre bu sıradan malzeme bağışıklık sistemimizi kansere karşı savaşacak şekilde eğitebilecek bir kabiliyete sahip olabilir.
Dublin Trinity College ve University College Dublin'deki araştırmacılar basit bir soru sormuşlar: yediğimiz yiyecekler bağışıklık hücrelerimizi daha iyi savaşçılar haline getirebilir mi? Özellikle de gıda takviyesi olarak satılan ve güvenli olduğu bilinen maya beta-glukan üzerinde durmuşlar.
En azından farelerle yapılan deneylere bakılırsa, cevap "heyecanlanmaya değer" gibi görünüyor.
Obezitenin Bağışıklık Sistemine Etkisi
Beni şaşırtan bir nokta var: obezite sadece görünümü veya kalp-damar sağlığını etkilemiyor. Bağışıklık sisteminin çalışma biçimini temelden değiştiriyor. Araştırmaya göre, fazla kilolar vücudun tümörlere karşı etkili tepki vermesini zorlaştırıyor.
Ama asıl rahatsız edici olan şu: kilo verdikten sonra bile bazı bağışıklık sorunları devam edebiliyor. Yani kilo vermek, zaman içinde bağışıklık fonksiyonuna verilen hasarı tamamen ortadan kaldırmıyor.
Araştırmacılar bu hasarı geri çevirmek için bir yol bulmak istemişler. İşte mayanın devreye girdiği yer burası.
Deney Nasıl Yapıldı
Bilim insanları farelere birkaç hafta boyunca maya beta-glukan takviyeli yemek vermişler. Bazı fareler normal diyetle, bazıları ise obeziteyi simüle etmek için yüksek yağlı diyetle beslenmiş. Sonra farklı kanser hücreleri—kolorektal, cilt ve meme kanseri—enjekte etmişler. Amaç, bağışıklık sistemlerinin nasıl tepki verdiğini görmekmiş.
Sonuçlar epey etkileyici olmuş. Maya takviyesi alan farelerde tümöre karşı bağışıklık yanıtı güçlenmiş. Ama asıl heyecan verici bulgu şu: bu etki obez farelerde de görülmüş ve fareler kilo verdikten sonra bile faydalar devam etmiş.
"Eğitilmiş Bağışıklık" Meselesi
İşte bilimsel açıdan ilginçleşen nokta burası.
Araştırmacılar, maya beta-glukan tüketmenin kemik iliğindeki erken evre bağışıklık hücrelerini "eğittiğini" keşfetmişler. Bağışıklık sistemini bir nevi eğitim kampına göndermek gibi düşünebilirsiniz. Daha iyi savaşçı olmayı öğreniyor ve bu gelişmeler kalıcı oluyor.
Daha önce bilim insanları benzer bağışıklık-eğitimi etkileri elde etmeyi başarmıştı, ama yalnızca enjeksiyon yoluyla. Bu yeni araştırma, aynı şeyi yemek yiyerek de başarmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Yani basit bir diyet değişikliği, tıbbi bir müdahaleyle aynı faydaları sağlayabilir.
Kişisel Düşüncelerim
Şöyle düşünelim. "Mucize ilaç" veya "muhteşem takviye" haberlerine kapılmak ne kadar kolay biliyorum. Bu tür başlıklar her gün çıkıyor ve çoğu pratikte bir yere varmıyor.
Ama bu sefer farklı düşündüren şeyler var:
Birincisi, araştırmacılar sadece test tüpü deneylerine bakmamış, gerçek, yaşayan organizmalar ve çalışan bağışıklık sistemleri kullanmışlar. İkincisi, birden fazla kanser türünde test etmişler. Bu, sonucun tek bir senaryoda işe yarayan bir tesadüf olmadığını gösteriyor.
Kilo verdikten sonra bile etkinin sürmesi ayrıca önemli. Semptomları geçici olarak gizlemek değil, gerçekten hasarı geri çevirmekten bahsediyoruz.
Sırada Ne Var?
Araştırmacılar henüz erken aşamada olduklarını vurguluyor. Bu deneyler farelerde yapıldı ve farelerde işe yarayan şey her zaman insanlarda da işe yaramıyor. Kesin sonuç için gerçek klinik deneylere ihtiyacımız var.
Ama işleri hızlandırabilecek bir şey var: çalışmada kullanılan maya beta-glukan gıda kalitesinde bir takviye olarak zaten piyasada mevcut. Bu, araştırmacıların sıfırdan yeni bir ilaç geliştirmek zorunda kalmadan görece hızlıca insan deneylerine geçebilecekleri anlamına geliyor.
Sonuç
Maya beta-glukan kanseri tedavi edecek sihirli bir çözüm mü? Kesinlikle hayır—böyle diyen birine inanmayın.
Ama mevcut kanser tedavilerine—kemoterapi ve immünoterapiye—yardımcı bir ek olabilir mi? Bu kesinlikle araştırmaya değer.
Şimdilik bu araştırmayı yakından takip edeceğim. Bağışıklık fonksiyonunurestore etmeye yardımcı olabilecek bir gıda takviyesi fikri, özellikle bağışıklığı zayıflamış popülasyonlar için gerçek etkisi olabilecek bir şey gibi görünüyor.
Ve dürüst olmak gerekirse, cevabın mayada saklı olması bence epey etkileyici.
Kaynak: ScienceDaily