Okyanusun Derinliklerinde Korkulacak Yeni Varlıklar Var
Şunu itiraf etmeliyim: deniz örümcekleri hakkında yazmak için bu kadar zaman geçirmemin bir aptallık olduğunu düşünüyordum. Sonra fotoğrafları gördüm. Şimdi gece uykuya dalmakta zorlanıyorum.
Yüz Yıllık Bekleyiş Son Buldu
British Columbia Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, Vancouver Adası çevresindeki sularda iki yeni deniz örümceği türü keşfetti. Bu bölgede son yüz yılda yeni bir deniz örümceği türü resmen tanımlanmamıştı. Yüz yıl. Bunu biraz düşün.
Projenin lideri Cormac Toler-Scott, başlangıçta iklim değişikliğinin deniz canlılarına etkisini incelemek istemiş. Ama ortaya çıkan sorun şu: bölgede hangi türlerin yaşadığı bile bilinmiyor. Sanki bir şehrin nasıl değiştiğini anlamaya çalışıyorsunuz ama kimlerin yaşadığını sayamıyorsunuz.
Tanışın: Yeni Kabuslarınız
Tüylü Ayaklı Kabus (Callipallene pilosuspedes)
Bu küçük yaratık adını bacaklarındaki uzun, kıvrık dikenlerden alıyor. Latince'de "tüylü ayak" anlamına geliyor. Ama asıl korkutucu kısım burası değil.
Gözleri kırmızı. Sadece... kırmızı. Okyanus tabanından yukarı bakan küçük kırmızı noktalar.
Sonra ağzı var. Üç dudakla çevrili küçükcük üçgenimsi bir açıklık, etrafında dokunma dokunaçları. Araştırmacılar bunu Yıldız Savaşları'ndaki Sarlacc çukuruyla karşılaştırmış. Hatırlarsınız, insanları yutup bin yıl canlı tutan o çukur. İşte bu görüntü şimdi okyanusta yüzerken aklıma geliyor.
Bir de şu var: yumurtalarını taşıdığı bacakları aynı zamanda tımar aleti olarak işlev görüyor. Mikroskop altında bu yaratığın bacaklarını vücuduna dolayıp kıllarını taradığını izlemişler. Doğa gerçekten tuhaf, bunu tüm kalbimle söylüyorum.
Parazit Rezidansı (Tanystylum kiixin)
İkinci tür, Keehin adlı antik yerli köyü sitesinden adını almış. Dalgaların çarpma sesine atıfta bulunuyor. Bu kısım aslında oldukça güzel.
Ama işler burada güzellikten uzaklaşıyor: bu deniz örümceği kendini iyi taramıyor çünkü yumurtalarını taşıyan uzuvları küçük ve esnek değil. Sonuç?
Pislik ve artıklar yapışıyor üstüne. Üstüne üstlik küçücük parazitlerle kaplı. Yani tamamen parazitlerle kaplı.
Araştırmacının ifadesiyle "bir ekosistem içinde ekosistem içinde ekosistem." Deniz biyoloğu değilim ama "parazitlerle kaplı olmak" çoğu insanın listesinde yoktur herhalde.
Deniz Örümcekleri Nedir Ki?
Temel bilgileri vereyim, çünkü bu yaratıklar "neden böyle görünüyorlar"ın ötesinde gerçekten büyüleyici.
Deniz örümcekleri yaklaşık 500 milyon yıl öncesine dayanan antik bir familyaya ait. Dinozorlar ortaya çıkmadan çok önce suları yüzüyorlardı. Kara örümcekleri, akrepler ve at nalı yengeçleriyle akraba ama onlar karaya çıkarken denizde kalmayı seçtiler.
İşte bazı ilginç bilgiler:
- 12 bacağa kadar olabiliyorlar (çoğu örümceğin sekizi var)
- Deri yoluyla nefes alıyorlar (akciğer gerekmiyor!)
- Erkekler yavruları taşıyor ve büyütüyor (bayanlar, evrimsel olarak ebeveynlik görevinden azat edildiniz)
- Dişilerin yumurtalıkları bacaklarına uzanıyor (demiştim, bu yaratıklar tuhaf)
Sığ sularda birçok deniz örümceği parazit. Pipet gibi bir hortumla daha büyük hayvanların özütlerini emiyorlar. Bu da ayrı bir konu.
Neden Önemli?
Biliyorum ne düşündüğünüz: bunlar korkunç ama ben okyanustan uzakta yaşıyorum, ne ilgisi var?
İşte ilgisi: anlamadığımız şeyi koruyamayız.
Toler-Scott iklim değişikliğini incelemek için bu araştırmaya başlamış ama önce bölgedeki türlerin envanterini çıkarmak gerektiğini görmüş. Değişimleri takip etmek için bir başlangıç noktası yoksa imkansız.
Araştırmacılar fiziksel gözlemleri DNA analiziyle birleştirerek bölgedeki deniz örümcekleri için bir tanımlama rehberi oluşturmuş. Türlerin nerede yaşadığını belirlemek gibi temel bilim, her şeyin temeli.
Ayrıca, dürüst olayım: soğuk Kanada sularında kırmızı gözlü, üç dudaklı küçücük bir yaratığın var olduğunu bilmek istiyor musunuz? Doğa, sandığımızdan çok daha tuhaf ve harika.
Son Söz
Bu yaratıkların fotoğraflarına fazla zaman harcadım ve hâlâ hangisinden daha çok korktuğuma karar veremiyorum. Tüylü bacaklı, kırmızı gözlü, garip ağızlı olan mı, yoksa parazitlerle kaplı, elinden geleni yapmaya çalışan mı?
Aslında biliyor musunuz? İkisi de. Doğa bize estetik yaratıklar borçlu değil ve bu garip küçükler 500 milyon yıldır kendi işlerini yapıyor, bizim fikrimizi sormadan.
Belki asıl ders burada. Okyanus sürprizlerle dolu ve çoğu, hayal edebileceğimiz her şeyden çok daha tuhaf.