Yüz Altı Yıl Sonra: İki Düğmeyle Bir Kahraman Eve Döndü
Bilmemek insanı rahatsız eder. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra binlerce Amerikan ailesi bununla yaşadı—savaşa giden sevdikleri geri gelmedi. Cenaze yok, avutucu hiçbir şey yok, sadece sonsuza dek soru işaretleri. Charles McAllister'ın ailesi ise 106 yıl boyunca bu belirsizliğin içinde kaldı.
Bin Askerini Yutan Savaş
Temmuz 1918. Aisne-Marne'deki Fransız-Amerikan karşı saldırısı Büyük Savaş'ta kırılma noktası olması gerekiyordu. Bunun yerine depremlere dönüştü. Bin Amerikan askeri kaybuldu—kimisi işaretlenmemiş mezarlara gömüldü, kimliği tarihten silindi.
Charles McAllister da onlardan biriydi.
Seksen Beş Yıl Sonra Tesadüfi Bir Buluntu
2004 yılına hızlı sarıyoruz. Fransız arkeologlar eski savaş alanı yakınında inşaat yapıyordu ki beklenmedik bir şey buldular: insan kalıntıları. Birer iki, üç değil—iki Amerikan askeri, hâlâ üniformaları içinde, son anlarının izleri ellerinde.
Birinin cüzdanında adı kazılıydı—Francis Lupo. Tespit kolay, aile rahatladı. Ama öteki? Kemikler ve üniform düğmeleri. Kimseye hiçbir şey ifade etmedi. Askerî yetkililer işi bıraktı. O da bir dosya numarası oldu: CIL 2004-101-I-02.
Böylece unutulup kaldı.
Vazgeçmeyen Dedektif
Jay Silverstein devreye girdi. Askerî tanımlama laboratuvarında çalışan bir adli arkeolog. Bu kalıntılar geldikten on dört yıl sonra, o askerîn ölüm yıldönümü yaklaşırken Silverstein'in aklında bir şimşek çaktı. Ya da şöyle düşündü: Neden olmasın?
Dosyayı yeniden açmaya karar verdi. Kendi zamanında. Kimsenin birleştirmeye çalışmadığı ipuçlarını kullanarak.
Gerçek bir dedektif (ister cinayet çözüyor ister yüz yıl önceki askerleri tanımlıyor olsun) elinde olanla çalışır. Silverstein'in elinde ne vardı? İki düğme.
Sadece İki Düğme
Birinde "WA" yazıyordu. Ötekinde "2" ile "D" harfleri çatallı tüfeklerin arasında.
Çoğu insan bunları sadece düğme görür. Ama Silverstein için bunlar Rosetta Taşı gibiydi.
"WA" Washington Eyaleti anlamına geliyordu. Tüfeklerle "2" ve "D"? Askerî kod bu—2. Alay, D Bölüğü, Washington Eyaleti Millî Muhafızları. Bir adamın bütün askerî kimliği kumaşta dikiliydi.
Silverstein'in gözünden kaçmadı: Asker 1916'daki Meksika harekâtında kazanılmış bir madalya ile gömülmüştü. Bu, imkân havuzunu ciddi biçimde daraltıyordu. Harita, arşiv, tarihî veriler—hepsini karıştırdı. O spesifik tarihte o bölgede hangisi gerçekten oradaydı?
Bin kayıp asker yüzlere indi. Sonra onlara. En sonunda Company D'den sadece dört adam kaldı.
Son Parçalar Yerlerine Oturdu
Dört isimle Silverstein askerî dosyaları çıkardı. Boyları ölçtü. Diş izleri inceledi. Birer birer üçünü eledi.
Geriye Charles McAllister kaldı.
Ama Silverstein bile bu kadarını yeterli bulmadı. Kesinlik istedi. McAllister'ın bir torununu buldu—Beverly Dillon. Beverly'nin elinde bir hazine vardı: McAllister'ın Fransa'ya gitmeden önceki son mektubu.
Ama daha da değerli bir şeyi vardı: kendi DNA'sı.
Mitokondri DNA analizi sönü koydu. Yüzde doksan dokuz değil, bu kalıntıların başkasına ait olması imkânsızdı. 106 yıl sonra Charles McAllister'ın ismi bulundu.
Bunun Gerçek Anlamı
Beni etkileyen kısım şu: Bu sadece tarihsel bir gizemi çözmekten ibaret değil, yani güzel ama değil. Burası bir adli uzmanın, herkesin onu yazmışa çıkardığı bir dosyayı çözmek için kişisel zamanını harcayması hakkında.
İki sıradan düğmenin kanıta nasıl dönüştüğü hakkında. Birinin askerî alanının işaretinin, Fransız topraında yüz yıl kalmaktan sonra da, onu giyenin kimliğini anlatabileceği hakkında.
Ve bir ailenin, tamam eksik de olsa yüz yıl boyunca yas tuttuğu biriye nihayet veda edebildiği hakkında.
Charles McAllister sonunda Seattle'a dönüyor. 1918'de alması gereken askerî cenaze törenini yapacak. Büyük kız kardeşi Beverly orada olacak. Yüz yıl gecikmeli ama olacak.
Çözülmeyen gizemler ve soğuk davalar dünyasında, bazen inat, merak ve iki unutulmuş düğme, sonuçun farklı yazılmasına yeter.
Kaynak: https://www.popularmechanics.com/science/a70963122/wwi-missing-soldier-forensic-discovery