Zaman Sandığımız Gibi Değil
Her gün sabah kalkarız, gündüzümüzü yaşarız, akşam uyuruz. Yarın bugünün ardından gelir. Bu kadar basit ve doğal ki, sorgulamaya bile aklımız ermez. Peki ya evrenin bazı uç noktalarında zaman böyle ileri gitmiyorsa?
Güney Afrika'daki fizikçiler yeni bir çalışma yayınladılar. Bulgularına göre çöken nötron yıldızlarının içinde zaman geriye doğru akıyor olabilir. Kulağa bilim kurgu gibi gelse de, matematiksel olarak bu tamamen geçerli.
Nötron Yıldızı Nedir?
Önce ne hakkında konuştuğumuzu açalım. Güneş kadar büyük bir şeyi—evet, yaşamımızı sürdüren o devasa gaz topunu—bir şehrin boyutuna kadar sıkıştırdüğünü hayal et. Nötron yıldızı, masif bir yıldız süpernova patlamasında öldükten sonra kalan şeydir. Çekirdeği o kadar şiddetli içe doğru çöker ki, elektronlar protonlarla birleşerek nötronlar oluşturur.
Sonuç olarak ortaya çıkan şey inanılmaz. Bir çay kaşığı kadar nötron yıldızı malzemesi, Everest Dağı kadar ağır olurdu. Çekim kuvveti öylesine extreme ki, bir nötron yıldızının tamamını birkaç saatte yürüyerek geçebilirdin—oysa tüm Güneş'ten daha ağırdır. Kara delikler hariç, bunlar uzayda mevcut en uç nesnelerdir.
Geriye Giden Zaman Keşfi
İşte buraya gelince, olaylar ilginçleşiyor. Güney Afrikalı araştırmacılar nötron yıldızının çökmesini inceliyorlardı. "Çağ fonksiyonları" adı verilen matematiksel araçları kullandılar—uzayzamanın nasıl davrandığını ve zamanla değiştiğini tanımlayan araçlar.
Hesapları yaptıklarında beklenmedik bir şey ortaya çıktı: normalde düzensizliği (entropiyi) ölçen matematik değerler yıldız çökerken azalıyordu. Artmıyordu.
Neden önemli bu? Gündelik evrenimizde entropi her zaman artar. Odanız daha dağınık hale gelir, tertiplemez. Kahve soğur, ısınmaz. İşte bu, yaşadığımız zamanın oku—düzensizliğe doğru sabit ilerleme. Fizikçiler zamanın yönünü tanımlarken bu fenomeni kullanır.
Yani çöken bir nötron yıldızında entropi azalıyorsa, matematik olarak orada zaman oku geriye işaret ediyor.
İki Entropi Türü Çatışıyor
Bu araştırmanın gerçekten akıllıca tarafı bunun neden olduğunu anlamak. Temelinde, bu yıldız kalıntılarının içinde bir tür çekişme halinde olan iki farklı entropi türü var.
Sıradan entropi—bizim deneyimlerimiz—şeyleri yaymayı sever. Maddeyi ve enerjiyi dağılmış, daha kaotik, uzay boyunca yayılmış bir hale getirmek ister.
Ama yerçekimi entropisi? Tam tersi. Yerçekimi her şeyi bir araya çekerek yoğunlaştırmak istiyor.
Normal uzayda sıradan entropi kazanır. Şeyler dağılır, düzensizlik hüküm sürer. Fakat çöken bir nötron yıldızının içinde, inanılmaz yerçekimi nedeniyle, yerçekimi entropisi egemen olabilir. O zaman matematiksel olarak zamanın oku döner.
İki farklı kaos türü birbirine karşı savaşıyor; extreme yerçekiminde "yanlış" olan kazanıyor.
Yani Bunun Anlamı Ne?
Açık söylemeliyim: bu senin zamanında geriye gitebileceğin anlamına gelmiyor. Bunlar teorik modellerdir, gerçek zaman geçişinin gözlemi değil. Fizikçiler bu extreme ortamlar içinde olması gereken şeylerin matematiksel hesabını yapıyor.
Daha çok, evrenin kurallarını kıstırdığında ortaya çıkan bir düşün deneyi. Zamanın nasıl çalıştığına dair anlayışımızın evrensel olmadığını, bağlam bağımlı olduğunu gösteren bir kanıt. Hafif yerçekimi ortamlarında (Dünya gibi) zamanın oku güvenilir şekilde ileri gösterir. Ama evrenin başka modları da varmış.
Neden Bu Senin İçin Önemli?
Bu, kozmolojinin en büyük çözülmemiş sorusuna bağlantılı: Büyük Patlama. Büyük Patlama'dan sonraki ilk anlarda, entropi inanılmaz düşük olması gerekiyordu. Ama milyarlarca yıl sonra, hala bu konumdayız ve entropi artmaya devam ediyor. Düşük entropi'den yüksek entropiye nasıl geçtik?
Ya cevap, evrenin bazı bölgelerinin hep geriye doğru çalışmasıysa? Ya yerçekimi entropisi hakim olan, zamanın evrensel okuna karşı çalışan uzayzaman cepleri varsa? Bu araştırma söz konusu olasılığı anlamaya giden bir basamak.
Daha Geniş Perspektif
Fiziği sevdiğim şeylerden biri, evrenin sezgilerimizin çok ötesinde garip olduğunu ortaya koymak. Zaman mutlak, değişmez bir şey sandık. Ama aslında, yerçekimi, entropi ve uzayzamanın geometrisiyle derinden bağlantılı.
Güney Afrika ekibinin işi hemen gece yarısı anlayışımızı devire çevirmeyecek. Onlar temel atmıyor, matematikleri çözüyor, fikirleri test ediyor, yavaş yavaş evrenin en derin kurallarını açıyorlar. Bilim işte böyle ilerler. Her bulgu bir merdiven basamağıdır.
Ve kim bilir? Belki bir gün geri dönerek bakacağız ve bu anın, zamanın kendisine dair tamamen yeni bir bakış açısının başlangıcı olduğunu anlayacağız.
Evren bizi şaşırtmaya devam ediyor. Belki de tam da o yüzden seviyorum bunu.