Bilim insanları maneviyatçılar, ekstrem sporcular ve psikiyatri hastaları olmak üzere birbirinden tamamen farklı üç grubu bir araya getirdi ve onlara hayalet deneyimlerini sordu. Ortaya çıkan sonuçlar, herhangi bir hayaletli evden çok daha tedirgin edici olabilir.
James Webb Uzay Teleskobu'nu kullanan araştırmacılar, daha oluşmaması gereken bir dönemde var olan devasa bir gökada kümesi keşfetti. Bu buluş, evrenin nasıl evrildiğine dair bildiğimiz her şeyi baştan aşağı değiştirebilir.
Buzdolabınıza mıknatıs yapıştırdığınızda aslında imkansız görünen bir şeye tanık oluyorsunuz: Minicik bir metal parçası, bütün gezegenimizin yerçekimine karşı koyuyor. Şimdi bilim insanları bu işin gerçekten ne olduğuna dair çılgın bir teori ortaya attı—ve bu teori, etrafımızda gizlenen görünmez boyutlarla ilgili.
Görünmez bir hayalet tarafından itilip kakılmak nasıl hissettirir bilemezsin ama Oxford'daki bir kuantum fiziği laboratuvarında araştırmacılar buna oldukça yakın bir şey başardı. Bir parçacığı, hiç geçmediği bir manyetik alan aracılığıyla yerinde dondurmayı başardılar.
Bu garip etki 60 yılı aşkın süre önce teorik olarak öngörülmüştü ve şimdi güçlü kuantum bilgisayarları anlamaya, hatta belki bir gün inşa etmeye bir adım daha yaklaştırıyor.
Gelecek araştırmacısı Ray Kurzweil, insanların 2045 yılına kadar makinelerle birleşeceği tahminini bir kez daha tekrarladı. Ve gerçekten de bunu mümkün kılacak teknoloji her geçen gün biraz daha az bilim kurgu gibi görünmeye başladı.
Stanford'daki araştırmacılar, kanserin kendi mekanizmalarını tümöre karşı kullanabilen bir molekül geliştirdi. Farelerde yapılan deneylerde saldırgan lenfomalar tedaviden sadece 11 gün sonra tamamen yok oldu. Bu akıllıca yaklaşım, kanserle savaş konusunda bakış açımızı değiştirebilir.
Something that really surprised me: the vanilla extract you use for baking cookies or making scented candles might one day help heal chronic wounds. Researchers in Australia have discovered that the compound responsible for vanilla's sweet aroma has some remarkable healing properties—and they believe it could become a game-changer in medical treatments.
Güney Madagaskar'da bilim insanları antik ve parlak bir kayalık alan keşfetti. Bu kayalar, Ay yüzeyinden bildiğimiz taşlarla şaşırtıcı bir benzerlik taşıyor. Buluntu, uydumuzun milyarlarca yıl önce nasıl oluştuğuna dair önemli ipuçları sunuyor. Üstelik bu kayaların hikayesi, düşündüğünüzden çok daha ilginç.
Düşünün, markette pırıl pırıl görünen mantarlar aldınız. Eve geldiğinizde ise üzerlerinde şüpheli kahverengi lekeler belirmiş. Eğer bu manzaraya aşinalığınız varsa, bu yazı tam size göre. Bilim insanları, bu yaygın mantar hastalığının neden bu kadar dirençli olduğunu açıklayan yüzyıllık bir bilmeceyi sonunda çözdü.
Kafanda bir şarkı hiç çıkmayı reddetmiş miydi? Şimdi bunu bin katına çıkar, üstelik sadece mırıldanıp geçme şansın da yok. Bilim insanları tam teşekküllü müzikal halüsinasyonlar duyan insanları inceliyor ve beynimiz hakkında keşfettikleri şeyler hem büyüleyici hem de biraz ürkütücü.
Dün fotoğrafladığın o canlı gün batımı mı? Aslında beyninin yarattığı karmaşık bir yanılsamadan ibaret. Bilim insanları yıllardır renin bizim sandığımız gibi gerçekten var olmadığını öne sürüyor ve açıkçası bu iddiayı çürütmek epey zor.
Bilim insanları ilginç bir genetik yolcu keşfetti. Sinir hücrelerinizde yaşayan bu şey, bir de virüslere sızarak kanser ve Alzheimer gibi hastalıklara yol açıyor olabilir. Sanki arabanızın motorunda bir kaçak olduğunu, üstelik aynı kişinin uçaklara da bindiğini öğrenmişsiniz gibi.
Gece uykumu kaçıran bir soru vardı: Neden hayat var hiç? Cevabın sandığımdan çok daha tuhaf olduğu ortaya çıktı. Ve her şey sıvıların ne kadar kolay aktığıyla ilgili. Bilim insanları evreni yöneten sabitlerin, suyun ve diğer yaşamı destekleyen sıvıların doğru şekilde akmasını sağlayacak şekilde ince ayarlanmış göründüğünü keşfetti.
Düşünsene: Bir yanda rahip gizlice muska satıyor, öbür yanda kasabanın piskoposu böyle bir şeye sahip olan herkesin kiliseden atılacağını ilan ediyor. Erken Hristiyanlık döneminde tam da bu yaşanmış ve ortada kalan kanıtlar son derece ilginç.
Ekim 2026'da ScienceDaily'de ilginç bir makaleyle karşılaştım, ne var ki karşıma şifreli bir 404 hatası çıktı. Pes etmedim ve bu dijital hortlak hikâyelerinin ne anlama geldiğini — üstelik sandığınızdan çok daha önemli olduğunu — araştırmaya koyuldum.
Instagram'da gezinirken hayallerimizi gerçekleştirmekten bahsedip duruyoruz hepimiz, ama bir Stanford nörobilimci yıllarca bu konunun arkasında gerçek bir bilim olup olmadığını araştırdı. Cevap seni şaşırtabilir — ve TikTok videolarındaki Çekim Yasası'yla hiçbir ilgisi yok.
Bilim insanları diş eti hastalığına karşı yeni bir yöntem geliştirdi. Klasik yaklaşımın aksine bu yöntem, ağzı güçlü kimyasallarla yıklamak yerine bakterilerin kendi aralarındaki iletişimi yönetmeye dayanıyor. Tüm bakterileri yok etmeye çalışmak yerine, onların birbirleriyle nasıl konuştuğunu kontrol etmeyi başardılar ve ilk sonuçlar oldukça umut verici.
Araştırmacılar beyninizdeki belirli bir alıcının engellenmesinin Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıklarla bağlantılı iltihaplanmayı önemli ölçüde azaltabildiğini keşfetmiş. En heyecan verici kısım mı? Bu alıcıyı hedefleyen ilaçlar zaten mevcut, yani potansiyel tedaviler çok daha hızlı yola çıkabilir.
İşte çılgınca bir düşünce: Büyük-büyük-büyük... (çok ama çok eskiden) anneanneniz veya dedeniz orijinal eczacılar olabilir. Bilim insanları, Neandertallerin alet yapmak için kullandıkları temel yapıştırıcı olan huş katranını, enfeksiyonlarla savaşmak için antik bir antibiyotik olarak kullanmış olabileceğine dair kanıtlar buldu. Ve dürüst olmak gerekirse? Bu keşif resmen aklımı başımdan alıyor.
Bilim insanları, füzyon fiziğinin matematiksel manzarasında "gizli bir kestirme yol" olarak adlandırdıkları bir yapı tanımladılar; bu keşif, kendi kendini sürdürebilen füzyon reaksiyonları elde etmek için gereken enerjiyi çarpıcı biçimde azaltabilir. Bunu, zirveye tırmanmak yerine bir dağ geçidi bulmak gibi düşünebilirsiniz.